<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1373785679382865448</id><updated>2012-02-16T06:16:53.560-08:00</updated><category term='Kafkasya'/><category term='Osmanlı'/><category term='UN'/><category term='Türkiye'/><category term='Arnavut'/><category term='çerkes'/><category term='İlişkiler'/><category term='Gürcistan'/><category term='göç'/><category term='çeçen'/><category term='Abhazya'/><category term='serbia'/><category term='Lahey'/><category term='Bağlantısızlar Hareketi'/><category term='diaspora'/><category term='Bağlantısız Ülkeler'/><category term='Gerginlik'/><category term='ABD'/><category term='sırbistan'/><category term='Ermenistan'/><category term='USA'/><category term='Prizren'/><category term='Ortadoğu'/><category term='kosova'/><category term='sovyetler'/><category term='BM'/><category term='KEİ'/><category term='milliyetçilik'/><category term='EU'/><category term='Yunanistan'/><category term='Balkanlar'/><category term='Rusya'/><category term='Davutoğlu'/><category term='adige'/><category term='kosovo'/><category term='İsrail'/><category term='oset'/><category term='Yeni Osmanlıcılık'/><category term='Azerbaycan'/><category term='Kıbrıs'/><category term='Yahyaga'/><category term='AB'/><title type='text'>Türk Dış Politikası Güncesi</title><subtitle type='html'>Bu blog içerisinde güncel Türk dış politikası ve uluslararası ilişkiler üzerine incelemelere ve çalışmalara yer verilecektir.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Fatih Fuat Tuncer-</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11404530739603038032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TF3lYGB76LI/AAAAAAAAAFg/h5HFJDOe5Nk/S220/DSC_0127.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>12</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1373785679382865448.post-5516254265113880749</id><published>2011-04-09T13:22:00.000-07:00</published><updated>2011-04-09T13:26:15.346-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ABD'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='serbia'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AB'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BM'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yahyaga'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='USA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Balkanlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EU'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kosovo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kosova'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='UN'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lahey'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sırbistan'/><title type='text'>Kosova'ya Yeni Cumhurbaşkanı ve Yeni Umutlar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-NpY3G211EVk/TaC8HKHu0aI/AAAAAAAAAHU/VYYn1EJ6rhU/s1600/yahyaga.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-NpY3G211EVk/TaC8HKHu0aI/AAAAAAAAAHU/VYYn1EJ6rhU/s320/yahyaga.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;&lt;b&gt;K&lt;/b&gt;osova'da Fatmir Sejdu'nun Cumhurbaşkanlığı görevini bırakmasından sonra, Behçet Pacolli'nin Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi sadece 1 ay sürdü. Seçim sırasında mecliste yeterli çoğunluğun sağlanamadağına hükmeden Anayasa Mahkemesi, Pacolli'nin Cumhurbaşkanı olmasını geçersiz saymıştı. Bu süreçte Kosova'da siyasi bir istikrarsızlık yaşanacağı korkusu çok uzun sürmeden Kosova yeni Cumhurbaşkanını belirledi. Zira muhalefetin, Pacolli'nin yeniden adaylığı durumunda seçimi boykot edeceğini ifade etmesi, ülkeye istikrar kazandırmak konusunda büyük uğraşlar veren UNMİK'i tedirgin etmişti.&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; line-height: 21px;"&gt;&amp;nbsp;Neyse ki korkulan olmadı ve 35 yaşındaki Emniyet Müdür Yardımcısı Tuğgeneral Atifete Yahyaga, Kosova'nın 3. ve ilk kadın cumhurbaşkanı oldu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; line-height: 21px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-C2ijGQIktHo/TaC84I2G9OI/AAAAAAAAAHY/xNODXZWfrIc/s1600/bayrak+serbia+kosova.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="256" src="http://2.bp.blogspot.com/-C2ijGQIktHo/TaC84I2G9OI/AAAAAAAAAHY/xNODXZWfrIc/s320/bayrak+serbia+kosova.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; line-height: 21px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;&lt;b&gt;Y&lt;/b&gt;ahyaga, 7 Nisan'da yapılan seçimde oylamaya katılan 100 milletvekilinin 80 oyunu alarak, Kosova Cumhurbaşkanı seçildi. Siyaset dışından birinin bu göreve gelmesi, Kosova ve bölge ülkelerde olumlu olarak karşılanmış durumda. Özellikle ilk konuşmasında, Sırbistan ile diyaloğa hazır olduğunu belirten Yahyaga'nın bu konuşması başta ABD olmak üzere uluslararası toplum tarafından oldukça olumlu karşılanmış durumdadır. Özellikle yaşanan sürecin en yakın takipçisi olan ABD Büyükelçisi Dell; "Ülkenin genç kurumlarının gücünün ve var olma becerisinin sınandığı zorlu bir dönemi atlattığını" belirterek bu seçime destek vermiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; line-height: 21px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-YrWOhI6fh1I/TaC_ASaDNWI/AAAAAAAAAHc/_mHlzDmppjo/s1600/ba%25C4%259F%25C4%25B1ms%25C4%25B1zl%25C4%25B1k+duvar%25C4%25B1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="153" src="http://4.bp.blogspot.com/-YrWOhI6fh1I/TaC_ASaDNWI/AAAAAAAAAHc/_mHlzDmppjo/s320/ba%25C4%259F%25C4%25B1ms%25C4%25B1zl%25C4%25B1k+duvar%25C4%25B1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; line-height: 21px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;&lt;b&gt;Y&lt;/b&gt;ahyaga'nın önünde oldukça zorlu ve sıkıntılı bir süreç bulunuyor. Özellikle Sırbistan ile olan sıkıntılı ilişkiler ve Lahey Adalet Divanı kararından sonra Kosova'nın tanınmasında büyük bir ivme kaydedilmemiş olması, Yahyaga'nın ana gündem maddeleri olacak gibi görünüyor. &amp;nbsp;Yahyaga öncelikli hedefinin "Demokratik ve çok etnikli birlik ve beraberlik içinde Avrupa Birliği yolunda ilerleyecek bir Kosova için çaba harcamak" olduğunu belirtmesi ülkenin içinde bulunduğu çıkmaz için önemli görünmektedir. Ancak Kosova'nın ana sorunu AB ekseninde değil BM ekseninde dönmektedir. Zira Güven&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; line-height: 21px;"&gt;lik Konseyi üyesi Rusya ve Çin hala Kosova'nın bağımsızlığını tanımamaktadır. Yeni aynı şekilde hedef olarak belirlenen AB içindeki İspanya, Yunanistan gibi ülkeler de bu bağımsızlığı hala tanımamaktadır. Bu sebeple Kosova için nihahi hedef "bağımsız ve egemen" bir ülke olarak tanınmak olmalıdır. Aynı şekilde Avrupa'nın en fakir ekonomisi olan Kosova ekonomisinin gelişmesi için öncelikle bölge ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmek zorundadır. Bunun için de Sırbistan ile görüşmelerde kaydedilecek her ilerlemenin çok büyük bir öneme sahip olduğu ortadır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: Arial, Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; line-height: 21px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: Arial, Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; line-height: 21px;"&gt;Fatih Fuat Tuncer 09.04.2011&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: Arial, Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; line-height: 21px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1373785679382865448-5516254265113880749?l=tdpguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/feeds/5516254265113880749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2011/04/kosovaya-yeni-cumhurbaskan-ve-yeni.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/5516254265113880749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/5516254265113880749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2011/04/kosovaya-yeni-cumhurbaskan-ve-yeni.html' title='Kosova&apos;ya Yeni Cumhurbaşkanı ve Yeni Umutlar'/><author><name>Fatih Fuat Tuncer-</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11404530739603038032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TF3lYGB76LI/AAAAAAAAAFg/h5HFJDOe5Nk/S220/DSC_0127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-NpY3G211EVk/TaC8HKHu0aI/AAAAAAAAAHU/VYYn1EJ6rhU/s72-c/yahyaga.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1373785679382865448.post-7359807168167902136</id><published>2010-12-15T11:18:00.000-08:00</published><updated>2010-12-15T11:18:38.743-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Abhazya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kafkasya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rusya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çerkes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diaspora'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adige'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeçen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sovyetler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oset'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göç'/><title type='text'>SSCB Döneminden Günümüze Kadar Türkiye’deki Kafkas Diasporası Ve Abhazya Arası İlişkilerin Değişim Süreci</title><content type='html'>Hazırlayan: KEISUKE WAKIZAKA (Yıldız Teknik Üniv. Siyaset Bilimi ve Uluslar arası İlişkiler Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi)&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkQioXf1AI/AAAAAAAAAGg/QcoFzq_Ot6g/s1600/kafkas.gif" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkQioXf1AI/AAAAAAAAAGg/QcoFzq_Ot6g/s1600/kafkas.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Giriş&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu çalışmada, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin SSCB tarafından işgal edildikten sonra günümüze kadar Türkiye’deki Kafkas diasporası ve Abhazya arasındaki ilişkilerin nasıl değiştiği ve bu ilişkilerin değişim sürecinde diaspora ve Abhazya’daki toplumun birbirini nasıl etkilediği,  diasporanın hareketleri ile Abhazya’daki toplumun dinamikleri incelenerek araştırılacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu çalışmanın içeriği olarak, önce SSCB dönemindeki Abhazya ve Türkiye’deki diaspora arasındaki ilişkiler üzerinde araştırma yapılacaktır.  Sınırlanmış ilişkiler içinde nasıl irtibat kurulduğu ve bunun diaspora arasındaki milliyetçiliğin oluşumunu nasıl etkilediği incelenecektir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;En önemli nokta olarak 1992-1993 arası Abhazya savaşı dönemindeki diaspora-Abhazya ilişkileri yer alacaktır. Abhazya savaşında Kuzey Kafkasya diasporasının çoğunun Abhaz yanlısı olarak davrandığı bilinmektedir ve diasporanın yardımları Abhazya’nın kazanmasını önemli derecede etkilemiştir. Savaştan sonra Abhazya, BM tarafından ambargo uyguladığı halde diasporayla bağını güçlendirmiştir ve son zamanlarda Abhazya’dan Türkiye’ye gelen öğrenciler çoğalıp Türkiye’deki diasporayla irtibatları tarihte en yoğun en yoğun halini almıştır. Burada Abhaz savaşındaki diasporanın katkıları ve bunun Abhazya-diaspora ilişkilerine etkileri, Abhazya-Gürcistan müzakeresinde diasporanın yeri incelenecektir. Ayrıca 2004 yılında Sergey Bagapş ile Raul Hacımba’nın yarıştığı cumhurbaşkanı seçimindeki ikisinin diasporaya karşı tutumu ve Abhazya’daki tek Türk koleji olan Başaran Koleji’nin yeri de tartışma konusu olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;1.     SSCB Dönemindeki Diaspora-Abhazya İlişkileri&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(Perestroyka’dan önce)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkQ25Qt85I/AAAAAAAAAGk/q_8MnBUJtDA/s1600/abh.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="255" src="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkQ25Qt85I/AAAAAAAAAGk/q_8MnBUJtDA/s320/abh.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;SSCB döneminde, özellikle 1985 yılında başlayan Perestroyka öncesi döneminde SSCB hükümeti, yabancı uyrukların giriş-çıkışlarını ve yurt içindeki hareketlerini tamamen kontrol altına tutuyordu ve yabancıların ziyaret edebildiği yerler de sınırlandırılmaktaydı. Hatta Nijnıy-Novgorod (eski adı: Gorki) gibi şehirlere yabancıların gitmesi tamamen yasaklanmıştı ve haritada bile yer almıyordu. Haliyle diaspora da tabi ki Abhazya’yı rahatça ziyaret edemezdi ve diaspora-Abhazya ilişkileri de önemli derecede sınırlanırdı. Bu yüzden Türkiye’deki Abhaz diasporası ve Abhazya arasındaki iletişim fazla gelişmemiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fakat böyle iletişimlerin sınırlandırıldığı durumda da bazı Abhaz gruplar Abhazya’yı ziyaret edip Abhazya ile irtibat kurmuştur[1] ve bu dönemde Abhazya’yı ziyaret edenlerden tarih ve kültür çalışmalarında bulunarak Abhazya’daki sosyal bilim çalışmalarına önemli derecede katkıda bulunmuştur. Türkiye’deki Abhaz diasporası onların çalışmalarından Abhazya’nın durumu ve kendi tarihini öğrenmiştir ve onların çalışmaları, Abhazya’daki halkların Türkiye’deki diasporanın durumunu öğrenmeye yol açmıştır. Burada Abhazya’yı ziyaret edenlerden en önemli çalışmalarda bulunan iki kişiden söz edeyim:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;1)Ömer Büyüka (Beygua)&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkRNdvkoAI/AAAAAAAAAGo/6zZ8XnES3D4/s1600/omer_buyuka.gif" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkRNdvkoAI/AAAAAAAAAGo/6zZ8XnES3D4/s1600/omer_buyuka.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sohum yakınlarındaki Abjakua bölgesinden 1878 Tehcirinde Osmanlı topraklarına göçen Abhaz Beygua ailesinin bir ferdi olarak Düzce’de doğdu. Babası, 93 muhaciri Beygua Hasan’ın oğlu Beygua Bayram, annesi ise Şamha Mıkıd hanımdır. Soyadı olan Büyüka kelimesi Beygua aile adının Türkçeye uyarlanmışıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ömer Büyüka'nın çalışmaları daha çok Abhaz dili ve mitolojisi (Nart destanları) üzerine yoğunlaşmıştır. Bu konularda ‘’Abhazca Duvar Takvimi (1969)’’, ‘’Abhaz Mitolojisi Anaç mı? (1971)’’, ‘’Abhaz Tarihinin İskeleti (1992)’’ gibi birçok eserler var ve birçok dergide Kafkasya ve Kafkas dillerine ilişkin araştırmaları ve şiirleri yayımlanmıştır. Onun çalışmaları Abhazya’da yüksek değerlendirilmiş. Ayrıca Ömer Büyüka, Perestroyka’dan önce Abhazya’yı ziyaret eden az kişilerden biridir ve Abhazya’da ‘’Astanpıltıy Apsıva Bıjı (İstandul’daki Abhaz Sesi, 1992)’’ adlı şiir kitaplarını yayımlamıştır[2].&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonra Abhazya’da Ömer Büyüka hakkında belgeseller hazırlanmış ve ismi caddelere konulmuştur. 1991'de ona Abhazya Cumhuriyeti Hükümeti tarafından “Dırmıt Gulya Devlet Ödülü” verilmiştir. Onun çalışmaları, Abhazya’ya Türkiye’deki diasporanın gerçeğini bildirip ikisi arasındaki anlaşma ve sonraki ilişkilerin güçlendirilmesini etkilediği söylenebilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;2)Mahinur Tuna (Papapha)&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkR0oVbiWI/AAAAAAAAAGs/dxFLU5XWmeU/s1600/tuna.gif" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkR0oVbiWI/AAAAAAAAAGs/dxFLU5XWmeU/s1600/tuna.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Savaştan sonra diaspora-Abhazya ilişkilerini etkileyen kişi olarak Mahinur Tuna’dan bahsetmek mümkündür. 1950 yılı Bilecik doğumlu Abhaz kökenli araştırmacı ve yazardır. 18 yaşından beri Abhaz  Dili ve Edebiyatı ile ilgili çalışmalarını sürdürmüş ve Abhazolog Ömer Büyüka ile 30 yılı aşkın bir süre lingüistik, etimoloji ve mitoloji üzerine dersler almıştır.  O, Türkiye’deki Abhaz toplumu ve tarihi hakkındaki çalışmaları sürdürmekte ve çeşitli dergilerdeki makaleleri ve kitaplar yayınlanmıştır. Onun yazdığı ‘’Ömer Büyüka Biyografyası’’ Abhazya’da Abhazca olarak yayımlanmıştır. Ayrıca o, ‘’Abhazya Tarihi’’ ve ‘’Abhazya Masalları’’ gibi çeşitli kitapları Türkçeye çevirmiştir. Mahinur Tuna, 2005 yılında Abhazya’nın savaştan sonraki ilk Cumhurbaşkanı olan Viladislav Arzınba’nın imzaladığı, yeni Cumhurbaşkanı Sergey Bagapş’ın eliyle sunduğu Abhazya’nın en büyük devlet ödüllerinden biri olan “Axidz-Apşa” “Şöhret ve Onur” madalyasını almış ve Abhazya’nın seçkin yazarları tarafından oy birliği ile Abhaz Yazarlar Birliği üyeliğine kabul edilmiştir. Abhazya’da yayınlanan bir derginin kapağında 100 ünlü Abhaz kadını arasında yer almıştır[3].  Eşi Rahmi Tuna Kabartay kökenli avukattır ve Abhaz savaşı sırasında KADK üyesi olarak Abhazya’nın hukuksal haklılığı konusunda çalışmada bulunmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(Perestroyka’dan sonra)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;1985 yılında SSCB’de Mikhail Gorbaçov iktidara geldikten sonra Gorbaçov, Perestroyka (yeniden yapılanma) politikasını izleyerek SSCB’yi demokrasileştirmeye çalışmış ve bu süreçle birlikte Glasnost’tan itibaren Abhaz diasporası daha kolay şekilde Abhazya’nın durumu ve yapısını öğrenebilir olmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Türkiye’de de 1983 yılında Turgut Özal iktidara geldikten sonra demokratik açılım başlamış ve darbeyle birlikte kapatılan Kafkas dernekleri tekrar açılmıştır. Özal’ın açılımından sonra Kürtler, Gürcüler ve Çerkesler gibi azınlıklara kısmen de olsa milli meseleleriyle ilgilenme özgürlüklerini kazanmıştır[4]. Böylece Türkiye’deki Abhaz diasporası, en üstün kimlik olarak sadece Türk vatandaşına değil, aynı zamanda Abhaz milliyetine de sahip çıkmaya başlamıştır. 80’lı yıllardan devam etmiş bu gelişmeler, Abhazya savaşındaki diasporanın Abhazya’nın yanında aldığı net tavrın altyapısını oluşturmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;2.     Abhazya Savaşı Dönemindeki(1992-93)  Diaspora-Abhazya ilişkileri&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkSGTLZetI/AAAAAAAAAGw/ZVzl5MGL4oc/s1600/zz.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkSGTLZetI/AAAAAAAAAGw/ZVzl5MGL4oc/s320/zz.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;1980’li yılların sonundan itibaren Abhazya’da Gürcistan’ın milliyetçi politikasına karşı protesto hareketleri sık sık baş gösteriyordu ve 90’lı yılların başında, özellikle Şevardnadze döneminde Abhazya, Gürcistan ile büyük mücadele vermiştir. Türkiye’deki Abhaz ve Adige diasporası da Gürcistan’a sert tepki göstermiş ve Efkan Siba, Zafer Alış, Zafer Argun, Vedat Akar ve Hanefi Aslan gibi Abhaz savaşına katılıp şehit olanlar da vardır[5]. Diasporanın savaşa gitmesi, Abhazya ve Abhaz diasporası arasındaki manevi ilişkinin ilerlemesi bakımından önem taşıdığını söylemek mümkündür. Ayrıca Sakarya, İstanbul gibi Kafkas diasporasının yoğun yaşadığı şehirlerde Gürcistan’ı protesto yürüyüşleri düzenlenmiştir. Kafkas kökenli diasporanın bastığı dergiler ve kitaplarda da Kafkas halkların birleşmesi ve Abhazya’ya katkıda bulunmasını vurgulamışlardır[6].&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ama Abhaz savaşı sırasında en önemli gelişme KADK (Kafkas Abhazya Dayanışma Komitesi)’nin kuruluşu olduğu söylenebilir. KADK, Abhazya’ya çeşitli yardımlarda bulunmayı ve Abhazya meselesine kamuoyunun ilgisini çekerek Abhazya’ya destek sağlamayı amaçlamıştır. Bu Komite içinde Cengiz Gül ve Ardeşen Kobaş gibi iş adamları, Rahmi Tuna gibi hukukçular da üye olarak bulunmuş ve Abhazya’ya finans yardım ve Abhazya’nın hukuksal anlamda haklılığını anlatma konusunda ciddi katkılarda bulunmuşlardır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;KADK, Abhaz devleti ve Abhaz cumhurbaşkanıyla sürekli olarak temas kurarak Abhazya’nın dışarıya iletmek istediği talepleri duyurmaktan başka Abhazya’dan gelenler ve Abhazya’ya gidenlerin karşıladığı problemlerin çözümlenmesi için çalışmıştır. Ayrıca Abhaz savaşını Türk ve ululslararası kamuoyuna duyurmak için şehirlerde gösteri düzenleyerek ve medyayla iletişim kurarak konuyu canlı tutmuş ve Abhaz yanlısı olan kamuoyunu oluşturmaya başarmıştır[7]. Komite, TBMM ve Türk hükümetinden başka BM ve AGİT gibi uluslararası kuruluşlara raporlar ve değerlendirmeler sunmuş ve Avrupa Komisyonu Parlamenterler Meclisi’ne üye olan Türk parlamenterleriyle görüşerek Abhazya sorunu ile ilgili dosyaları vermiştir. 3 Eylül’de Moskova’da yapılan ateşkes görüşmelerine KADK da katılarak görüşmelerin seyrine etki etmeye çalışmıştır. Diasporanın savaş sırasındaki bir sürü çalışmaları, Rusya’nın oynadığı rolünün yanı sıra Kuzey Kafkasya’dan gönüllü birlikleriyle beraber Abhazya’nın kazanmasında önemli unsur[8] olmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Diğer yandan, KADK ve Kaf-fed in Abhazya’ya savaş döneminden beri destek veriyor gözükmesinin farklı bir boyutunun var olduğu söylenebilir. Abhazya savaş sırasında Rusya önemli rol oynamış ve bu kurum Rusya’nın ne diyeceğini önemser bir politika izlemekte. Yani Abhazya’nın arkasında Rusya’nın olması da Abhazya’ya dertek vermesini etkilemiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(Güney Osetya Şavaşı ile Karşilaştırma)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aynı zamanda Gürcistan-Güney Osetya arasında da çatışmalar yaşanmıştır. Ama Abhazya savaşında diaspora ciddi katkıda bulunurken Osetya savaşında Osetler diasporalardan fazla destek alamamışlardır. Bu, aşağıdaki sebeplerden kaynaklandığını söylemek mümkündür.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;1)Abhazların nüfus krizinin olup olmaması&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkSdLsndKI/AAAAAAAAAG0/9ytRCP3JIfo/s1600/zzzzz.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="194" src="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkSdLsndKI/AAAAAAAAAG0/9ytRCP3JIfo/s320/zzzzz.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;19.yüzyılda Abhazya nüfusunun büyük bölümü Rus Çarlığı tarafından Osmanlı toprağına sürgün edildiğinden Abhazya’daki Abhazların nüfusu önemli derecede azalmıştır. Ayrıca 1930’lı yıllardan beri Stalin ve Beria’nın politikasından dolayı Gürcüler, Ermeniler ve Ruslar gibi Abhaz olmayan milletler yoğun şekilde Abhazya’ya yerleştirilmişlerdir. SSCB dönemin sonunda Abhazlar nüfusunun sadece %18’i oluşturduğu[9] için Abhaz milleti yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Ayrıca Gamsahurdia dönemindeki radikal Gürcü milliyetçiliği bu tehlikeyi daha da artırmıştır. Abhazya’da yaşayan nüfus ve kültür krizleri Abhazya ve Türkiye’deki Abhaz (ya da Çerkes) milliyetçiliğinin yükselişini kışkırtmış ve Abhazya savaşına diasporanın aktif olarak katılmını sağlamıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Buna karşı, Güney Osetya’da Osetlerin nüfus oranı %60 civarında[10] olduğu için yok olma tehlikesinden uzak durmuş ve SSCB döneminde genel olarak Gürcüler ve Osetler arasında gerginlik yaşamamıştır. Nüfus krizi olmayınca diasporanın yardım ihtiyacı olmamış, böylece Oset diasporası arasında Oset milliyetçiliği fazla yükselmemiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;2)Türkiye’deki diasporaların çok sayıda bulunması&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkSuaBPRfI/AAAAAAAAAG4/rHFGwguVKtE/s1600/z.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="251" src="http://1.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkSuaBPRfI/AAAAAAAAAG4/rHFGwguVKtE/s320/z.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;19.yüzyıldan itibaren Kafkasyalı halklar, Rus Çarlığı tarafından yerinden eilip Osmanlı toprağına tehcir edilmişlerdir. Özellikle Adıgeler, Wubıhlar ve Abhazlar en yoğun şekilde Osmanlı toprağına yerleştirilmiştir. Günümüzde Türkiye’deki Çerkeslerin nüfusu 1-3 milyon civarında ve Abhazların nüfusu yaklaşık 500 bin olduğu[11] söylenmekte ve Abhazya’daki Abhaz nüfusundan daha fazladır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Buna karşı Türkiye’deki Osetlerin nüfusu en çok 100 bin civarında[12] olduğu için Abhaz nüfusuna göre daha azdır ve gücü sağlamak için Oset diasporalar mutlaka başka Kafkas diasporasıyla işbirliği yapmak gerekmektedir. Böyle durumlarda doğal olarak Türkiye’de daha çok Abhaz savaşıyla ilgili hareketler yürütüldüğü için Osetya’ya yardım daha az kalmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;3)Uluslararası kamuoyunun ilgisinin fazla çekilmemesi&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkTFxRW0dI/AAAAAAAAAG8/nb0ircZnQpg/s1600/9.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="276" src="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkTFxRW0dI/AAAAAAAAAG8/nb0ircZnQpg/s320/9.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Abhazya 200 kilometrelik sahile sahiptir ve meyve ile çay gibi tarımsal madde konusunda zengindir. Ayrıca turistik yerler de çok sayıda bulunduğundan Gürcistan için vazgeçilmez bir bölgedir. Bu yüzden savaş da Abhazya’nın hemen hemen her yerinde çok şiddetli olmuştur ve doğal olarak uluslararası kamuoyunun ilgi(ilgisini) çekmesine sebep olmuştur. Buna karşı Güney Osetya toprağının hemen hepsi dağlık bölgedir ve başkenti Şinval hariç nüfus dağılımı genelde dağınık olmuştur. Sanayi da Abhazya’ya göre gelişmemiştir. Böylece Güney Osetya’daki çatışmalar Abhazya’daki gibi şiddetli ve büyük olmamıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ayrıca yurtdışındaki diasporanın çalışmaları da bu konuda oldukça etkilidir. Abhazya savaş sırasında Türkiye’deki Abhaz ve Adige diasporası tarafından kurulan KADK’nın Abhazya’nın durumu ve olarak diasporalar sürekli Abhazya’nın durumu ve tezleri konusunda yurtdışı merkezleri sürekli enforme ettiği için Abhazya savaşı sürekli uluslararası kamuoyunun ilgisini çekerek gündeme getirilmiştir. Güney Osetya’nın durumu ise, yurtdışındaki Oset diasporasının az olduğu için ve dsiyasi gücünün zayıf olduğu için Oset savaşını sürekli canlı tutamamıştır.   &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;3.Vladislav Ardzınba dönemindeki diaspora-Abhazya ilişkileri&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkTifFHdPI/AAAAAAAAAHA/cxEFqJbGUiU/s1600/u.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkTifFHdPI/AAAAAAAAAHA/cxEFqJbGUiU/s320/u.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Savaş dönemindeki Türkiyeli Abhaz diasporasının savaşa aktif bir şekilde katılması, Abhazya’nın kazanmasına önemli unsurlardan biri olmuş ve Abhazya-diaspora ilişkilerin önemli derecede gelişmesine sebep olmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu gelişmelerden biri olarak, Abhazya vatandaşına alınma ve oturum konusunda Abhaz diasporanın kolaylık sağlaması olduğu söylenebilir. Savaş bittikten 1 yıl sonra 1994 yılında Abhazya anayasası ayarlanmıştır ve anayasasında Apsualar, Wubıhlar, Aşualar ve Aşharualar dünyanın nerede olursa olsun Abhazya Cumhuriyeti’nin doğal vatandaşı olarak sayılmakta[13] ve yurtdışındaki Abhaz diasporasının vatandaşa alınmasında kolaylık vermiştir. Abhazya, diasporanın dönüşünü bakanlık seviyesindeki Abhazya Geri Dönüş Devlet Komitesi’ni yeni kurup komitenin araçlığıyla takip etmekten başka ücretsiz gayrimenkulleri verip çeşitli sosyal yardımları vermektedir[14].&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Burada özellikle Abhaz diasporalara öncelik verilmesinin sebebini düşünmek önemlidir. Kolaylık verilmesinin sebebi olarak Abhazya’nın nüfusa ihtiyacına bahsetmek mümkündür, ama bu açıklama yetersiz kalmakta ve Ruslar, Gürcüler ile Ermeniler gibi başka milletlere niye öncelik verilmediğine cevap veremez. Vatandaşa alınmasında kolaylık verilmesinin önemli sebebi olarak Abhazya savaşındaki Abhaz diasporasının ciddi katkısından bahsetmek mümkündür. Abhaz diasporası, bilhassa Türkiye’deki Abhaz diasporası savaş sırasında KADK merkezli olarak çeşitli faaliyetlerde bulunarak Abhazya’ya önemli derecede destek vermiştir ve savaşta kazanmasında önemli rol oynamıştır. Abhazya, bu savaşta diasporanın siyasal açısından ne kadar güçlü ve mühim olduğunu öğrenmiş ve onlarla birlikteliği sağlamanın önemini fark etmiştir. Ayrıca Abhazya, Türkiye’nin bölgesel güç olması ve orada en yoğun olarak Abhaz diasporasının yaşaması bilincinde[15] olduğu için diasporayla ilişkileri güçlendirmek istemiş, nihai olarak Abhaz diasporasına vatandaşlık alınma konusunda kolaylık verilmesi şeklinde sonuçlandığını söylenebilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ardzınba, KADK’a Leon ödülünü vermek şekilde Türkiye’deki Abhaz diasporasına teşekkür etmiş ve 1994 yılında diasporayla ilişkileri yoğunlaştırmak amacıyla Türkiye’ye Dr. Vladimir Ayüdzba büyükelçisi olarak atanmıştır. Böylece Türkiye’deki diasporalar, Abhaz devletiyle dilek iletişim için de bulunmayı sağlamıştır. Ardzınba KADK’ın yeniden başlaması ve Türkiye’deki Abhazya resmi temsilcisi olarak çalışmasını talep etmiştir. Tabi ki bu talepler gerçekleştirildi ve Şu anki KADK’ın adresinde Ayüdzba daimi olarak çalışmaktadır, yani KADK, Abhazya büyükelçiliği gibi gözükmektedir[16].&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;KADK’ın yeri de savaş öncesi döneme göre daha yükselmiştir.  Komite, Türkiye ve Abhazya hükümetleri arasında iletişim kurmayı ayarlamış, hatta Türkiye’yi olayların içine çekerek Abhazya-Gürcistan arasındaki barış ve istikrarlı ilişkileri tesisinde aktif rol oynatmaya bile başarılı olmuştur. 1999 yılında Türkiye’nin düzenlediği Abhazya-Gürcistan müzakeresine katılmış ve Abhazya meselesine ilgilenen bütün yabancı ülkelerin temsilcisiyle görüşme sağlayarak daha da aktif rol oynamıştır. Bu temsilcilerden Gürcistan’daki İngiltere büyükelçisi, BDT ülkelerindeki Amerika büyükelçileri ve hatta 2001 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Gürcistan dönem cumhurbaşkanı Şevardnadze bile vardı[17].  Ayrıca KADK AB, AGİT, BM ve UNPO gibi uluslararası örgütlerle Abhazya meselesini daha geniş topluma tanıtmak için sürekli irtibatta bulunmuştur.  Böylece diaspora, Abhazya meselesine daha derin katılmaya yönelmiş ve Abhazya ve diaspora ilişkileri bölünemez duruma kadar derinleşmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Abhazya’daki en önemli gelişmeler olarak Başaran Koleji’nin açılışı olduğunu söylemek mümkündür. Abhazya’daki tek Türk lisesi olan Başaran Koleji, 1995 yılında Rusya-Abhazya sınırından 15 uzaklıkta olan Gagra bölgesinin Tsandripş (Gürcüce: Gantiadi) köyünde Vladislav Ardzınba’dan izin alarak kurulmuştur. Başlangıçta ambargo uygulandığından Türkiye ile iletişim kesildiği için zor durumdaydı, Şu an Başaran Koleji Abhazya hükümetinden destek sağlamakta ve Türkiye-Abhazya ilişkilerinde etkin rol oynamaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;5 yıllık sürenin birinci yılında hazırlık olarak Türkçe ve İngilizce öğretilir. Rusça ve İngilizcede yapılan derslerden başka öğrenciler Abazaca, Türkçe ve edebiyat dersini alırlar. 2010 yılına kadar mezun olan öğrenciler 292 kişiye ulaşmış, onlardan 150 Rusya’da, 67 Abhazya’da ve 64 kişi Türkiye’deki üniversitelere[18] gitmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Türkiye’de okuyan Başaran Koleji mezunları, Abhazya ve Türkiye’deki Abhaz diasporasını bağlayan köprü olarak gözükmektedir. Aslında Abhazya ve Abhaz diaspora arasındaki ilişkileri daha güçlendirmek için Başaran Koleji kurulduğu bile söylenebilir ve diaspora ile ilişkileri yoğunlaştırmak isteyen Ardzınba da bunu şiddetle desteklemiştir. Kolejin müfredat programında Türkçenin yer alması da amacının Abhazya-diaspora ilişkileri yoğunlaştırmak olduğunu göstermektedir. Abhazya da diasporanın siyasal gücünü bilip ilişkileri geliştirmek niyetinde olduğu için bu koleje güçlü destek vermiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;4.Sergey Bagapş dönemindeki gelişmeler&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkTxWJdnaI/AAAAAAAAAHE/e-IDP4aZmIc/s1600/bagaps.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="212" src="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkTxWJdnaI/AAAAAAAAAHE/e-IDP4aZmIc/s320/bagaps.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2004 yılındaki cumhurbaşkanı seçiminde Raul Hacımba ve Sergey Bagapş cumhurbaşkanı adayı olarak yarışmış ve nihai olarak Rusya’nın arabuluculuğuyla Bagapş cumhurbaşkanı oldu ve Hacımba cumhurbaşkanı yardımcı olarak seçilmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Seçim sırasında Raul Hacımba eski KGB ajanı olduğu için ‘’Putin’in adayı’’ gibi gözükmüş ve gerçek olarak da Rusya federasyonu ona açıkça destek vermiştir. Ayrıca Abhazya’daki kiliseler de onu desteklediğini söylemek mümkündür, çünkü Abhaz diasporasının çoğu Müslümandir ve diasporanın Abhazya’ya daha etkili durumda bulunması, Abhazya’da islamiyetin daha yaygın olmasına ve kiliselerin etkilerinin azalmasına yol açmasına neden olabileceğini zannetmiştir. Rusya Federasyonu da diaspora içinde Rusya aleyhtarının çok sayıda bulunmasının Abhazya-Rusya ilişkilerine engel olacağını ve Abhaz diasporası aracılığıyla Türkiye ve Batı ülkelerinin Abhazya’da daha etkili rol oynayacağını düşünmüştür[19], yani Abhazya’nın Rusya’ya bağlı durumundan kurtarılarak Kafkasya’daki Rusya’nın önemli tampon alanını kaybetmek istememiştir. Ayrıca Hacımba kendisi de Rusya ile direk işbirliği yaparak Rusya ile ilişkileri güçlendirmek için Abhaz diasporasını engel olarak düşünmüştür. Bu yüzden Rusya Federasyonu ve kiliseler, KGB’de çalışan ve Rusya ile bağlantı güçlü olan Hacımba’yı kendileri için en risksiz adayı olarak destek vermiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Buna karşı, Türkiye’deki Abhaz diasporası, yerli Abhazlar, Abhaz bürokrasileri ve aydınları Hacımba’nın politikasını eleştiren Sergey Bagapş’ı desteklemiştir. Bagapş, Moskova’nın gölgesinde kalmış bir Abhazya’dan kurtulmak istemiş, yani Gürcistan ve Rusya’yı dengeleyerek bağımsız bir politikayı istemiştir[20]. O, Türkiye ve Türkiye’deki Abhaz diasporasını Rusya ve Gürcistan’dan bağımsız bir politikayı izlemek için gereken unsurlardan biri olarak görmüş ve Abhaz diasporasıyla daha da yoğun iletişimde bulunma niyetindeydi. Ayrıca Bagapş, Başaran Koleji’ne Türkiye ve Türkiye’deki diaspora ile Abhazya’yı bağlayan önemli nokta olarak bakardı ve koleje destek vermiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Seçim sırasında Bagapş yanlıları ve Hacımba yanlıları arasında gerilim yükselmiş ve çatışmada ölenler de olmuştur. Bu seçimde Rusya yine Abhazya’ya ağırlık hissettirmiştir. Bagapş ve Hacımba’nın Moskova’ya gidip anlaşması ardından ortamın sakinleşmesi son sözün Moskova’da söylendiğini göstermektedir. Belirtilmesi gereken bir husus Hacimba ve Bagapş’ın Moskova’ya gidip anlaşmış olarak dönmesinin arkasında Rusya’nın Abhazya ile sınırı kapatması ve ticareti keserek Abhazya’yı ikinci kez ambargoya mahkum etmesi yatmaktadır. Bu seçim sırasında Rusya Abhazya’nın kendisine bağımlılığını manipüle etmiş olduğunu göstermiştir.  Bagapş döneminden itibaren diaspora-Abhazya ilişkileri temelinde Türkiye’yle ekonomik ilişkiler de yoğunlaşmaya başlamış, özellikle Türkiye’den Abhazya’ya dönenler için yapılan evlerden yanı sıra otellerin inşası gibi inşaat sektörler ve madencilik sektörler bölümünde[21] ilişkilerin gelişimi bulunmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Diğer yandan Abhazya, Rusya Federasyonu ile Güvenlik konusunda bir sürü anlaşmalar yapmış ve Soçi-Sohum arasındaki trenler, limanların inşaları gibi çeşitli alanlarda Rusya’nın yatırımı daha yoğunlaşıp ekonomik alanda da Rusya ile ilişkileri daha güçlendirmiştir. Böylece Bagapş, diaspora ve Rusya Federasyonu arasında zor bir politikayı izlemeye mecbur kalmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(2008’den Sonra: Abhazya-Diaspora İlişkilerin Hızla Gelişmesi ve Diasporada Bölünme)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2008 yılında Abhazya’nın bağımsızlığı Rusya ve birkaç ülkeler tarafından tanındıktan sonra Türkiye’deki diasporası ve Abhazya’daki devletin kademeleri arasında iletişim daha da yoğunlaşmıştır[22]. Aynı zamanda Kaf-fed ve KADK gibi diaspora örgütler, Abhazya’ya uygulanan ambargonun kaldırılması ve Türkiye’nin Abhazya bağımsızlığını tanıması için cumhurbaşkanı dahil bakanlar ve milletvekilleri ile görüşmeleri sağlayarak lobi hareketlerini daha güçlendirmiştir. Böylece Kaf-Fed ve KADK gibi diaspora dernekleri Abhazya devletiyle birlikteliğini sağlayarak tıpkı Abhazya’nın bir organı gibi gözükmeye başlamıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Abhazya içinde de 2010 yılında Başaran Koleji Kapatılmış, fakat Türkiye ve Türkiye’deki diasporayla iletişim için kapıyı kaybetmek istemeyen Bagapş, öğrencilerin protesto sunucuyla kolejin adının değiştirilmesi ve yeni finansörler bulmak şekillerinde tekrar açılmıştır[23].&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ama Abhazya’nın bağımsızlığı tanındıktan sonraki Abhazya-diaspora arasındaki gelişmeler, Abhaz diaspora ile başka Kafkas diasporası arasında bölünme bulunmaya başlamış ve hatta Abhaz diasporasında bile bölünme bulunmaktadır. Kaf-Fed ve Abhaz dernekleri, Abhazya’nın Rusya etkisi altında olduğunu kabul ederek Abhazya’nın bağımsızlığını kabul ederken Kafkas Vakfı, Birleşik Kafkasya Konseyi, Kafkasya Forumu ve Kafkasevi gibi diğer diaspora dernekleri, mevcut durumun Abhazya’nın tam bağımsızlığı için bir engel olarak görmekte ve Abhazya’nın gerçek bağımsızlığı için alternatif bir yol olması gerektiği görüşünü benimsemektedir[24]. Yani mevcut durumu Abhazya’nın bağımsızlığı olarak değil, Abhazya üzerindeki egemenliğinin Gürcistan’dan Rusya’ya geçişi olarak nitelendirmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Özellikle Çeçen ve Dağıstan diasporası sadece Abhazya’nın bağımsızlığına ilgilenerek Çeçenistan ve Dağıstan’daki durumunun ihmal edildiğine rahatsız olmakta ve Kaf-Fed ve KADK gibi dernekleri ile onların arasının mesafeli olmasına yol açmıştır. Ayrıca bu durum Adıge ve Abhaz diasporası içindeki bölünmeye yol açmıştır. 2009 yılında Abhaz dernekleri, Kafkasya federasyonundan ayrılmak şekilde Abhazya Federasyonu’nu yeni kurmuştur. Adige ve Abhaz diasporasın çoğu Soçi’yi atalarının soykırıma uğradığı yer olarak tanımlayıp oradaki olimpiyatın açılmasına şiddetle tepki gösterirken, Soçi Olimpiyatı’nın Abhazya’nın ekonomik gelişmesine yol açacağını söyleyerek Soçi Olimpiyatı’nı destekleyen Abhaz diasporaları da çok bulunmaktadır. 28 Mayıs 2010’da da 22 Mayıs’ta Taksim’de olan Çerkes Sürgünü protestosunu ‘’Yeşil Hilal Programı’’nın parçası olarak görüp eleştiren[25] yazılarının çıktığı gibi, diaspora içindeki birlikteliği önemli derecede zarar görmüştür ve içinde bölünme çıkmaya başlamıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aslında bu bölünme 2004’te seçim olduğu zaman başladığını bile söyleyebilir. Abhazya’daki cumhurbaşkanı seçiminde Bagapş kazanırken Hacımba’yı destekleyen Rusya Abhazya’nın siyasetine müdahale edip seçimi iptal etmeye çalışmıştır. KADK Rusya’nın davranışına eleştiride bulunmamıştır, hatta Ardzınba döneminin sonunda kendisi ağır hasta olduğu için işine fazla gelmezmiş ve hükümet içinde rüşvet ve torpil çok yaygın olduğunu eleştirmemiştir. Böylece KADK ve Kaf-fed gibi dernekler, diasporanın bakışını tam olarak temsil etmediğinden ve tamamen Abhaz hükümetinin bir parçası gibi çalıştığından bu derneklerin meşruiyeti ve güveni süpheli olmaya başlamıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ayrıca bu dernekler, Abhazya’daki Başaran Koleji’nin kapanmasını ‘’dincilerin başarısızlığı’’ olarak tanımlayıp sevinçle karşılamış ve Abhazya’da meydana gelen camilere saldırı ve imamları suikastlar gibi islamiyete baskılara hiçbir tepki göstermemiştir. Abhazya’da Rus arabalarının durdurulamaması ve Abhaz topraklarının Rusya ve Rus şirketlerine satılması gibi Abhazya’nın ‘’ruslaştırılması’’nı eleştirmeden sadece Gürcistan’ı eleştiren derneklerin çifte standardına çok sayıda diaspora eleştiride bulunmakta ve diaspora arasındaki dayanışma önemli derecede zarar gördüğünü söylemek mümkündür.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Sonuç&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkUSZb1dII/AAAAAAAAAHI/FJRfwct_OBQ/s1600/ddd.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="174" src="http://1.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkUSZb1dII/AAAAAAAAAHI/FJRfwct_OBQ/s320/ddd.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çağdaş dönemindeki Abhazya-diaspora ilişkilerini bakarken ikili ilişkileri ciddi olarak Abhazya savaşı sırasında başladığını söyleyebilir. Abhazya-diaspora ilişkileri geliştirirken bu katkılar en önemli unsurlardan biri olmuştur. Savaştaki diasporanın katkıları, Abhaz diasporasının vatandaşa alınmasında ve Abhazya’daki Türk koleji olan Başaran Koleji’nin açılması ve devam etmesi konusunda etkili rolü oynamıştır. diaspora tarafı da Türkiye’nin Abhazya’yı ihmal eden politikasını eleştirerek baskıda bulunmak şekilde Abhazya ile birlikteliğini sağlamaya çalışmıştır. Ayrıca bölgede Türkiye’nin gücü arttıkça Abhaz diaspora-Abhazya ilişkilerin gelişmesi, Türkiye’nin Kafkasya politikası için önemi artmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ama Rusya gölgesi altındaki Abhazya ve diaspora arasındaki ilişkiler geliştikçe diaspora içindeki bölünme gözükmeye başlamıştır. Sadece Abhazya’ya ilgilenip Çeçenistan’a ilgilenmeyen çifte standart için Çeçen ve Dağıstan diasporası ile KADK ve Kaf-Fed gibi dernekler arasında mesafe olmuştur[26], hatta Soçi olimpiyatı üzerindeki bakışı gibi noktalarda Adige ve Abhaz diasporası içinde bölünme ve mesafe yaratılmış ve diaspora içindeki birlikteliği yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Rusya, Abhazya savaşında gösteren diasporanın gücünü bilmekte ve onların birlikteliğinin ne kadar güçlü olduğunu öğrenmiştir. Diaspora içindeki karışık bir durum Rusya için istenen bir durumdur ve kısa vadede Abhazya-diaspora ilişkiler gelişecek olsa da uzun vadede 90’lı yıllardaki gibi Abhazya’ya güçlü destekte bulunup Abhazya’yı tamamen bağımsız duruma getirmek zor olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;[1] İlk olarak 1973 yılında Abhazya’ya Türkiye’den ilk ziyaret gerçekleştirilmiş ve bunlardan Toplumbilimci olan Mahinur Tuna da vardı. (http://istkadinressamlar.com/mahinur_tuna.html )&lt;br /&gt;[2] ‘2Ömer Büyüka’’, Wikipedia (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96mer_B%C3%BCy%C3%BCka)&lt;br /&gt;[3] ‘’Papapha Mahinur Tuna’’ (http://istkadinressamlar.com/mahinur_tuna.html)&lt;br /&gt;[4] Alexandre Toumarkine, Kafkas ve Balkan Göçmen Dernekleri: Sivil Tomlum ve Milliyetçilik, Türkiye’de Sivil Toplumu ve Milliyetçilik Stefanos Yerasimos(Der.), İstanbul; İletişim Yayınları, 2001 ss.427-428&lt;br /&gt;[5] Fatih Atan, Türkiye’deki Abhazlar, İstanbul; Dönence Yayınları, 2009 s.154-156&lt;br /&gt;[6] Bunun en iyi örneği olarak bkz: Sefer E. Berzeg, Abhazya’da Neler Oluyor, Kafkasya Gerçeği, Sayı 2 Samsun; Ekim 1990 s.1-12&lt;br /&gt;[7] Mithat Çelikpala, Türkiye’de Kafkas Diyasporası ve TDP’ye Etkileri, Türkiye’nin Avrasya Macerası Mustafa Aydın (Der.) , Ankara; Nobel Yayın Dağıtımı, 2007 ss.59-60 Savaş döneminde KADK ilk başkanı Atay Çeyişakar sürekli Abhazya’yı ziyaret ederek Abhazya’ya destekte bulunmuş ve Komite üyesi olan Sezai Babakuş, Vladislav Ardzınba’nın basın danışmanı olarak yer almıştır.&lt;br /&gt;[8] Detayli olarak Valeri Hatajuko’nun söylevine bkz: http://www.ajanskafkas.com/arsiv/?i=haberoku&amp;amp;hid=9767 . Şamil Basayev ve diğer Kuzey Kafkasya halkların savaşa katılması en büyük etken olmuştur. Bekir Aşba’nın ‘’Üsüyorum’’ kitabına bakınız.(İstanbul; Chiviyazıları Yayınevi, 2010)&lt;br /&gt;[9] Naselenie Abkhazii(Abhazya Nüfusu) (http://www.ethno-kavkaz.narod.ru/rnabkhazia.html )&lt;br /&gt;[10] Kimitaka Matsuzato, Roshia to Beikokuno Shinreisen? : Yurashiano Imawo Yomu (Rusya ve ABD’nin Yeni Soğuk Savaş mı? : Avrasya’nın Şu Durumunu çözümlemek),  Hokkaido University Slavic Research Center Report Sayı 1, Sapporo, 2008 ss. 9-10&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[11]Ethnologue Report For Abkhaz Language (http://www.ethnologue.com/show_language.asp?code=abk)&lt;br /&gt;[12] The North Caucasian Diaspora in Turkey, UNHCR WriteNet Reports (http://www.unhcr.org/cgi-bin/texis/vtx/publ/opendoc.htm?tbl=RSDCOI&amp;amp;id=3ae6a6bc8&amp;amp;page=publ)&lt;br /&gt;[13] Konstitutsiya Respubliki Abkhazia (Abhazya Cumhuriyeti Anayasası)’’ (http://www.govabk.org/documents/constitution)&lt;br /&gt;[14] Anavatana  Dönüş Kitapçığı, Ankara; Kaf-Fed Dönüş Komisyonu, Tarihsiz, s.12&lt;br /&gt;[15] Cihan Candemir, Abhazya-KuzeyKafkasya-Diyaspora Konum, Güncel Durum, Görevler ve Beklentiler.. Abhazya’nın Bağınsızlığı ve Kafkasya’nın Geleceği Sezai Babakuş (Der.) , İstanbul; CSA Publishing, 2010 ss.150-151&lt;br /&gt;[16] Şu an BDT üyesi olan ülkenin vatandaşları hariç yabancı uyruklu kişilerden Abhazya vize istemekte ve onların vize işlemleri de bu adreste yapılmaktadır.&lt;br /&gt;[17] Burcu Gültekin Punsmann, Argun Başkanı ve Kemal Tarba, Abkhazia For The Integration Of The Black Sea, Ankara; TEPAV-ORSAM, 2009 s.13&lt;br /&gt;[18] Punssman, a.g.e. s.14&lt;br /&gt;[19] Bu değerlendirmelerde Kafkasevi  ve Sayın Erol Karayel ile yapılan konuşmalardan ve değerlendirmelerden de yararlanmıştır.&lt;br /&gt;[20] Hasan Kanbolat, ‘’Beslan Baskını-Abhazya Seçimleri’’  Nart Dergisi Sayı 39, Ankara; Kafkasya Federasyonu, Eylül-Ekim 2004 ss.8-9&lt;br /&gt;[21] Punssman, a.g.e. ss.24-25&lt;br /&gt;[22] Mesela 2008’de Abhazya dönem dışişleri bakanı Sergey Şamba’nın Türkiye’yi ziyaret etmesinin yanı sıra 2009 yılında Dünya Abhaz-Abazin Birliği Genel Sekreteri Gennadiy Alamia, Milli Eğitim Bakanı İndira Vardania   ve Milletvekilleri Türkiye’yi ziyaret ederek Abhaz diasporalarla irtibatta bulunmuştur.Aynı zamanda Türkiye’den de 2009 yılında KAFFED Başkanı Cihan Candemir Abhazya’yı ziyaret etmiştir.&lt;br /&gt;[23] Sergey Bagapş ‘’Başaran Kolej’in Adı Değişecek Ve Yeni Finansörler İle Eğitim Sürecektir..! Dedi. (http://abhazyam.com/index.php?option=com_content&amp;amp;task=view&amp;amp;id=2005&amp;amp;ltemid=28 ) 05/08/2010&lt;br /&gt;[24] Örnek olarak bkz. Esra Osiya Kızılbuğa, ‘’Rusya Abhazya’yı resmen tanıdı…’’ Kafkasya Forumu(http://www.kafkasyaforumu.org/osiya-esra-kizilbuga/rusya-abhazya-yi-resmen-tanidi) 23/09/2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[25]Detaylı olarak bkz: Fatih Atan, 22 Mayıs Taksim Çerkes Sürgünü Anma Eylemini ‘’Yeşil Hilal Programı’’nın Bir Parçası Olarak Görüyorum! (http://www.abhazyam.com/index.php?option=com_content&amp;amp;task=view&amp;amp;id=1872&amp;amp;ltemid=28) 28/05/2010&lt;br /&gt;[26] Özellikle bu ilginçtir ki Kaf-Fed’in yayınladığı Nart dergisinde 2007 yılına kadar Çeçenistan ve Dağıstan hakkındaki yazılar da bulunuyordu ama 2008 yılından sonra bu bölgeler hakkındaki yazılar bulunmamaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1373785679382865448-7359807168167902136?l=tdpguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/feeds/7359807168167902136/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/12/sscb-doneminden-gunumuze-kadar_15.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/7359807168167902136'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/7359807168167902136'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/12/sscb-doneminden-gunumuze-kadar_15.html' title='SSCB Döneminden Günümüze Kadar Türkiye’deki Kafkas Diasporası Ve Abhazya Arası İlişkilerin Değişim Süreci'/><author><name>Fatih Fuat Tuncer-</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11404530739603038032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TF3lYGB76LI/AAAAAAAAAFg/h5HFJDOe5Nk/S220/DSC_0127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TQkQioXf1AI/AAAAAAAAAGg/QcoFzq_Ot6g/s72-c/kafkas.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1373785679382865448.post-3653417510222406082</id><published>2010-12-01T10:51:00.001-08:00</published><updated>2010-12-01T11:00:29.799-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Balkanlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Davutoğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yunanistan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AB'/><title type='text'>YUNANİSTAN’DAN TÜRKİYE’YE AB AÇILIMI</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TPaZ6KjdMWI/AAAAAAAAAGQ/M3i5xnRGTc8/s1600/dimitris.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TPaZ6KjdMWI/AAAAAAAAAGQ/M3i5xnRGTc8/s1600/dimitris.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Sıkıntılı bir dönem geçiren Papandreu hükümeti, 14 Kasım’da sona eren yerel seçimlerden zaferle çıkarak, bir nebze de olsa nefes almış olmalı ki, iç politikadan sonra şimdiden dikkatini 1 Ocak 2014’de devralacağı  “AB Dönem Başkanlığı’na” çevirmiş durumda. Dönem başkanlığı için yaklaşık üç yıldan biraz daha fazla zamanı olmasına karşın Yunan dışişleri şimdiden kendine bir yol haritası hazırlamış görünüyor. Yunanistan Dışişleri Bakanı Dimitris Drutsas,  22 Kasım Pazartesi günü yaptığı açıklamada,  gerek Türkiye gerekse diğer Balkan ülkelerine yönelik izlenecek olan politikalara değindi.&lt;br /&gt;Bakan yaptığı açıklamada,  AB’nin Türkiye’ye yönelik yeni bir yol haritası hazırlanması gerektiğini savunuyor. Bakana göre bunun için en doğru zaman 2011 Türkiye genel seçimleri sonrasındaki süreç olarak gözükmekte.  Bakanın bu konuda yaptığı açıklamalar oldukça dikkat çekici görünmektedir.  Yunanistan dışişleri bakanı, Brüksel merkezli düşünce örgütü Avrupa Politika Merkezi (EPC) tarafından düzenlenen bir seminerde yaptığı konuşmada; bütün üye ülkeler ve Türkiye ile dürüst bir görüşme yapma zamanının gerçekten geldiğini düşündüğünü söyleyerek, AB içinde, Türkiye ile ilgili beklentinin neler olduğu konusunda tekrar düşünmek gerektiğini belirtti.  Bakan bütün bu söylediklerine ek olarak da Türkiye’ye net bir tarih verilmesi gerektiğini savunuyor. Bakan’ın bu açıklamaları Türkiye cephesinden olumlu görünse de bütün bu iyi dileklerin altındaki satırları dikkatle incelemekte fayda var. &lt;br /&gt;Bakan’ın bu açıklamalarını veren Reuters ajansına göre; Türkiye’nin üyeliğini, Ankara’nın reform sürecindeki yavaşlığı ve liman ve havalimanlarını AB üyesi Kıbrıs Rum Kesimi’ne açmayı reddetmesi engelliyor. Burada Reuters’ın Annan Planı’ndan ve Fransa gibi ülkelerin Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkmasından hiç bahsetmemesi dikkat çekicidir. Ekim 2005’de büyük bir heyecanla başlayan Türkiye’nin üyelik süreci şu an sessiz sedasız ilerlemeye çalışıyor.  Yine Sarkozy ve Merkel’in, Ankara için tam üyelik yerine “imtiyazlık ortaklık” fikrine daha yakın durmaları Ankara’yı biraz daha isteksizleştiriyor gibi görünmektedir. Ancak Drutsas’ın bu “imtiyazlı ortaklık” fikrine sıcak bakmadığını belirtmesi AB’nin yeni döneminde Batı Avrupa ağırlığının biraz da olsa Balkanlara kaymasının hedeflendiğini göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TPaaLJC6n_I/AAAAAAAAAGU/XF6UpGFllcU/s1600/turkey-greece-basketball-game-not-just-a-game-2010-09-01_l.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="210" src="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TPaaLJC6n_I/AAAAAAAAAGU/XF6UpGFllcU/s320/turkey-greece-basketball-game-not-just-a-game-2010-09-01_l.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Davutoğlu ile Balkanlar’da daha aktif bir politika izleyen Türkiye, bölge ülkeleri her geçen gün daha iyi ilişkiler oluşturmaya çalışarak biraz da AB’ye Balkanlar’dan tutunmaya çalışmakta olan bir ülke izlenimini vermektedir. Özellikle son ekonomik kriz ile birlikte Fransa ve Almanya tarafından aşağılanan Yunanistan da 2014’e bu ağır psikoloji ile hazırlanmakta ve Kıbrıs dışına taşarak Balkan ülkeleri ve özellikle de Türkiye ile ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır. Yunanistan’ın son dönemde gerek Türkiye ile Kıbrıs ve “12 mil” sorununu gerekse Makedonya ve Arnavutluk ile sınır ve azınlıklar problemlerini çözmeye çalışıp, iyi ilişkiler kurmaya çalışması; 2014’teki dönem başkanlığında birlik içinde izlediği politikalar ile bölgede söz sahibi olan bir Yunanistan göreceğimizin habercisi olabilir. Drutsas ve Papandreu, Balkanlar’da söz sahibi ve bölge ülkeleri tarafından da desteklenen bir ülke olabilmek için birçok yeni açılıma imza atabilecek gibi görünmektedirler. Özellikle Türkiye konusunda Yunanistan, bundan sonra daha ılımlı ve yapıcı bir politika izleyecektir. Çünkü bugüne kadar Yunanistan, AB içinde sadece Kıbrıs davası güden ve Türkiye ile çekişmeleri ile gündeme gelen bir ülke görünümünde idi.  Zira, Drutsas yine aynı açıklamasında Türkiye’nin üyelik süreci ile ilgili sürecin başladığını ve kuralların belli olduğunu söyleyerek bu kuralların Türkiye’yi engelleyici bir şekilde değiştirilmesini desteklemeyeceklerini belirterek, her şeye rağmen tam üyelik yolunun açık kalması gerektiğini savunmaktadır.&lt;br /&gt;Yunanistan Dış İşleri Bakanı Drutsas’ın yaptığı değerlendirmeler Türkiye açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak yine de Bakan tam manası ile destekleyici görünememektedir. Özellikle Kıbrıs konusu bakanı sıkıştırır görünmektedir. Zira bakan aynı açıklamasında Türkiye için kullandığı birçok olumlu ifadenin yanına söz konusu Kıbrıs olunca “işgal” kelimesini kullanmaktan kaçınmamış ve Türk askeri adadan çekilmedikçe, Rumların Türkiye’nin üyeliğini engelleyeceğini belirmiştir. Burada Bakanın topu Rumlara atması dikkat çekicidir. Ancak Yunanistan ve Rum Kesiminin iki ayrı bağımsız ülke olduğunun belirtildiği bir ortamda bu açıklamayı Yunan Dışişlerinin en rütbelisinin yapması biraz yakışıksız görünmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TPaaj-9cB8I/AAAAAAAAAGY/n0xfqRl5Re8/s1600/Resim_1291056958.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TPaaj-9cB8I/AAAAAAAAAGY/n0xfqRl5Re8/s1600/Resim_1291056958.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Türkiye’den şimdilik bakanın bu açıklamalarına herhangi bir cevap veya tepki verilmiş görünmüyor. Ancak son NATO zirvesinde “12 mil” sorununun çözülmesi için adımlar atılacağı iddialarının gündeme gelmesi ve Patrikhane’ye bazı tapuların geri verilmesi gibi gelişmeler Türkiye’nin bu süreçte Yunanistan ile ortak bir politika izleyebileceğini göstermektedir. Ancak bakanın yine aynı açıklamada sık sık AB üyeliğinin Türkiye’deki demokrasi reformunu hızlandıracağını ve bunun için teşvik edilmesi gerektiğini söylemesi biraz komik görünmektedir. Çünkü hala içerisinde barındırdığı Türk azınlığı “Yunan Müslümanlar” diye nitelendiren Yunanistan’ın Türkiye’nin içişleri ile bu şekilde bir yorum yapması pek de doğru görünmemektedir. Yine bakanın “bütün vatandaşlarının din özgürlüğünü koruyan ve sınırları içerisinde yaşayan bütün azınlıkların haklarına saygı duyan Avrupalı bir Türkiye” temennisi “Avrupalı” kısmı ile olumlu görünse de özellikle azınlıklar konusundaki vurgusu ile biraz adaletsiz olmaktadır. Çünkü Yunanistan ve Türkiye, azınlıklar konusunda tek taraflı değil; birlikte ve aynı anda adım atabildiklerinde bir çözüme ulaşabileceklerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Drutsas, 2003’ün ilk yarısında gerçekleştirdikleri AB Dönem Başkanlığı döneminde; Balkan ülkelerinin AB üyeliği hakkında düzenlenmiş “Selanik Bildirgesi”ne atıfta bulunarak, Balkanlar için yeni ve tam üyeliği destekleyici yeni bir “Selanik Zirvesi” düzenleneceğini belirtmektedir. Yine bakan, AB içinde hissedilen “genişleme yorgunluğuna” rağmen genişleme sürecinin yeniden canlandırılması gerektiğini savunuyor.  Drutsas, aday ülkelerin bütün şartları yerine getirdikleri takdirde üyelik konusunda bir sıkıntı yaşamamaları gerektiğini söylüyor.  Bakan bütün bu açıklamalarının yanında bir de 2018 gibi iddialı bir tarih vererek tarihsel problemler yaşadığı Türkiye, Arnavutluk ve Makedonya ile diğer ülkeler Sırbistan ve Bosna-Hersek’e olumlu sinyaller gönderiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TPaa8gMiumI/AAAAAAAAAGc/uUSjn0G1d7I/s1600/images.jpeg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TPaa8gMiumI/AAAAAAAAAGc/uUSjn0G1d7I/s1600/images.jpeg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Sonuç olarak Drutsas’ın bu açıklamaları oldukça önemlidir. Çünkü bugüne kadar AB içinde Kıbrıs konusundaki ve diğer komşuları ile olan problemleri ile gündeme gelen Yunanistan, kabuğunu kırmak istemektedir. Özellikle son ekonomik kriz Avrupa’da en çok Yunanistan’ı vurmuş ve Batı Avrupa Yunanistan’a ekonomik yardımda bulunsa da bunun yanında birçok aşağılayıcı değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Bu durumdan oldukça rahatsız olan Yunanistan, Balkanlar’da söz sahibi ve aktif olabildiği sürece AB içinde de aktif olabileceğini düşünmekte ve yeni dış politikasını buna göre şekillendireceğe benzemektedir. Bunun için Yunanistan’ın önümüzdeki dönemde gerek Türkiye gerekse Makedonya ve Arnavutluk ile gerçekleştireceği ilişkiler, bu politika için yol belirleyici olacaktır. Onun içindir ki Drutsas ve Papandreu ikilisi önümüzdeki süreçte dikkatle izlenmesi gereken Yunan dış politikasının dinamiklerini değiştirmeye çalışmaktadırlar.  Ancak, AB üyesi olmayı hedefleyen Balkan ülkelerinin 2018’de üye olup olmayacaklarını zaman gösterecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Fuat TUNCER&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1373785679382865448-3653417510222406082?l=tdpguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/feeds/3653417510222406082/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/12/skntl-bir-donem-geciren-papandreu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/3653417510222406082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/3653417510222406082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/12/skntl-bir-donem-geciren-papandreu.html' title='YUNANİSTAN’DAN TÜRKİYE’YE AB AÇILIMI'/><author><name>Fatih Fuat Tuncer-</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11404530739603038032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TF3lYGB76LI/AAAAAAAAAFg/h5HFJDOe5Nk/S220/DSC_0127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TPaZ6KjdMWI/AAAAAAAAAGQ/M3i5xnRGTc8/s72-c/dimitris.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1373785679382865448.post-2117822124066270149</id><published>2010-07-24T06:20:00.000-07:00</published><updated>2010-07-24T06:31:44.513-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BM'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gürcistan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ABD'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rusya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kosova'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Arnavut'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yunanistan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lahey'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AB'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sırbistan'/><title type='text'>Kosova Sorunu Bitmiyor</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TEroQGfFxLI/AAAAAAAAAE8/y18BwloRX5U/s1600/280695.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="163" hw="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TEroQGfFxLI/AAAAAAAAAE8/y18BwloRX5U/s320/280695.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Kosova konusundaki tartışmalar, Sırbistan’ın AB perspektifinde attığı adımlar ile biraz azalır gibi görünse de, Sırbistan’ın Uluslararası Adalet Divanı’na yaptığını bavşurunun sonucunda açıklanan karar ile yeniden ivme kazanmıştır. Lahey’in ‘‘Kosova’nın bağımsızlığının uluslararası hukuka aykırı olmadığı’’ kararı sadece Sırbistan ve Kosova’yı değil bir çok bölge devletini yakından ilgilendirmektedir. 1998 yılında Arnavut-Sırp çatışması ile başlayan süreç, NATO müdahalesinden sonra 17 Şubat 2008’deki Arnavutlar tarafından alınan tek taraflı bağımsızlık kararı ile karmaşıklaşmıştır. O günden bugüne Avrupa’nın bu yeni devletini 22 AB ülkesi, ABD ve Türkiye dahil olmak üzere toplamda 69 ülke tanımıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TErpXoeggBI/AAAAAAAAAFE/wbwdqxtCyuM/s1600/s%C4%B1rp.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hw="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TErpXoeggBI/AAAAAAAAAFE/wbwdqxtCyuM/s320/s%C4%B1rp.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sırbistan’ın Ekim 2008’de bu bağımsızlık ilanını BM Genel Kuruluna götürmesi üzerine, kurul bu durumu Lahey’e sorma kararı almıştı. Ancak bu danışma sonucunda 4’e karşılık 10 oyla alınan karar Sırbistan Devlet Başkanı Boris Tadiç’i pek memnun etmemiştir. Zira kararı açıklayan mahkeme başkanı Hisashi Owada, “uluslararası hukukun, bağımsızlık ilan edilmesine yönelik yasak içermediğini” söyledi. Bu karar bağlayıcı bir niteliği olmayan ve sadece görüş niteliğinde bir karar olsa da, Kosava’lı Arnavutların bağımsızlıktan sonra ellerini güçlendiren önemli bir karar gibi görünmektedir. Sırbistan ise durumdan hiç de memnun görünmemektedir. Kosova’yı geri alma planları yapan Sırbistan’ın kucağına belki de bu kararla birlikte bir de Voyvodina sorunu düşecektir. Macaristan ile yaşanabilecek olası bir etnik sorun, savaştan sonra gücünü yeni toparlayan Sırbistan’da büyük sıkıntılar yaratacaktır. Dünya’nın bir çok bölgesinde buna benzer sorunların varlığı hatırlanırsa, Lahey’in verdiği bu kararın diğer ayrılıkçı hareketlere emsal yaratıp yaratmayacağı merak konusudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Birleşmiş Milletler Adalet Divanı’ndan çıkan bu kararın diğer ülkelerce nasıl yorumlanacağı ise bir diğer merak edilen konudur. Başta Rusya, Yunanistan( dolaylı olarak Kıbrıs Rum Kesimi) ve İspanya’nın bu karara karşı alacağı tavır bu ülkelerin kendi içlerinde yaşadıkları sorunlar göz önüne alınırsa oldukça önemli görünmektedir. Bir tarafta Basklar, Katalanlar diğer tarafta Arnavutlar ve Macarlar bu kararın Avrupa’yı tekrar ısındırmasından korkulmaktadır. Hele bunun içine Kafkasya ve Ortadoğu gibi çok hassas bölgeler de eklenirse, olayların domino taşı ektisi yaratmasından çekinilmektedir. Bu kararla birlikte bir çok ülkenin daha Kosova’nın bağımsızlığını tanıması bekleniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TErpvGc34xI/AAAAAAAAAFM/i7XqVD0BrTA/s1600/ero%C4%9Flu.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="151" hw="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TErpvGc34xI/AAAAAAAAAFM/i7XqVD0BrTA/s200/ero%C4%9Flu.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Türkiye açısından duruma bakacak olursak; Türk Dışişleri bu konunun Kıbrıs konusunda pozitif bir etki yaratacağını düşünürken, olası bir Kürt Devletine de emsal yaratabileceğini hesaplamaktadır. Onun içindir ki Davutoğlu özellikle Kuzey Irak Yönetimi ile ilişkileri sıcak tutmaya çalışmakta ve Irak’ta “komşu ülkenin toprak bütünlüğünün korunması” tezini savunmaktadır. Kıbrıs konusunda ise Türkiye, önümüzdeki dönemde Kosova’nın statüsüne paralel bir politika izleyecek gibi görünmektedir. Her ne kadar Rumlar, kararın açıklanmasından sonra hemen “bu durum ile Kıbrıs mukayese edilemez” açıklamasını yapmış olsalar da; Talat döneminde elindeki kartları açan aktör pozisyonundaki Türkler, Dervişoğlu döneminde belki de bu kararın da etkisi ile Rumların elindeki kartları açtıran aktör pozisyonuna geçebilecek bir konuma gelebilecektir. Son ekonomik kriz ile Avrupaya karşı şımarık çocuk rolünü kaybeden Yunanistan’ın, içine saplandığı ekonomik krizden sıyrılıp ne ölçüde Kıbrıs’a odaklanabileceği de tartışılması gereken bir konu gibi görünmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Dünya’nın büyük bir bölümünü ilgilendiren bu olayın baş aktörü olan Sırbistan’a dönecek olursak. Avrupa Birliği’ne üyelik hedefi ve tekrar batı tarafından muhattap alınması ile ivme kazanan ülkeyi, iç siyasette Kosova davası oldukça sıkıntıya sokacaktır. Hele iktidarın Tadiç’in Batı yanlısı Demokratları ile Daciç’in Sosyalistleri arasında paylaşıldığı düşünüldüğünde mutlaka bir görüş ayrılığı yaşanacak ve bu da hükümeti sıkıntıya sokacaktır. Ayrıca bu süreçten sürekli hükümeti eleştiren Nikoliç ve partisi Muhafazakar İlerici Parti güçlenerek çıkmaktadır. Özellike son dönemde gerek Dayton sonrası sorunların tartışılması gerekse bölge ülkeleri ile ilişkilerde, dışarıdan puan toplayan Sırbistan, bu karara çok büyük bir tepki göstermekten çok, konuyu diğer sıkıntılı bölgelerle mukayese ederek uluslararası kamuoyunun tartışmasına açmaya çalışmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TErrMeA84oI/AAAAAAAAAFU/E21DyLXVWI0/s1600/birlesmis_milletler_bm000000.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" hw="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TErrMeA84oI/AAAAAAAAAFU/E21DyLXVWI0/s200/birlesmis_milletler_bm000000.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sonuç olarak önümüzdeki dönem bu bölgede büyük tartışmalara sahne olacak gibi görünmektedir. Belçika ile başlayan tartışmaya gülerek bakan uzmanlar, konu Kosova, diğer Doğu Avrupa ve Kafkasya ülkeleri olunca işin ciddiyetine varmaktadır. Soğuk savaş sonrası ABD ve NATO eksenli gelişen boşlukları doldurma politikası ileride kontrol edilemez bir duruma dönüşeceğe benzemektedir. Çünkü bir olay diğer olaya emsal yaratmaktadır. NATO’nun Kosova müdahalesini, Gürcistan operasyonuna emsal gösteren bir Rusya’nın olduğu düşünülürse durum karmaşık bir hal almaktadır. Burada bir an önce tartışılması gereken konu BM’nin konumu ve işlevidir. Her geçen gün BM otoritesini ve gücünü kaybetmektedir. Ahmet Davutoğlu’nun Strajik Derinlik kitabında belirtiği gibi; BM’nin meşruiyetini aldığı ulusal egemenlik alanı tanımlamaları ile uluslararası norm ve hukuk alanı tanımlamaları arasında olan gri ve muğlak alan bundan sonraki küresel düzen arayışlarını büyük ölçüde etkileyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Fuat Tuncer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24.07.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1373785679382865448-2117822124066270149?l=tdpguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/feeds/2117822124066270149/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/07/kosova-sorunu-bitmiyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/2117822124066270149'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/2117822124066270149'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/07/kosova-sorunu-bitmiyor.html' title='Kosova Sorunu Bitmiyor'/><author><name>Fatih Fuat Tuncer-</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11404530739603038032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TF3lYGB76LI/AAAAAAAAAFg/h5HFJDOe5Nk/S220/DSC_0127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TEroQGfFxLI/AAAAAAAAAE8/y18BwloRX5U/s72-c/280695.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1373785679382865448.post-6379207292198936353</id><published>2010-06-18T15:35:00.000-07:00</published><updated>2010-06-18T15:35:00.702-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Abhazya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kafkasya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gürcistan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rusya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diaspora'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Türkiye’deki Kafkas Diasporasının Abhazya Meselesine Yaklaşımı ve Türk Dış Politikasına Etkisi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBv0gNFsppI/AAAAAAAAAE0/GRzePsLHdPQ/s1600/gosteri-oset-abhaz.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBv0gNFsppI/AAAAAAAAAE0/GRzePsLHdPQ/s320/gosteri-oset-abhaz.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;1990 sonrası dönemde genel olarak Türkiye ekonomik ilişki ve çıkarlara uygun bir şekilde bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne dayalı dış politikasını uygulamıştır, Abhazya sorunu üzerinde de Türkiye Gürcistan ile ilişkilere önem vererek Gürcistan yanlısı bir politikasını yürütmüştür. Böylece politika yürütülürken Türkiye’deki Kafkas diasporası gibi unsurlar, özellikle savaş arası dönemde göz ardı edilmiş ya da ikinci plana itilmiştir.&amp;nbsp;Türkiye’de hayatını sürdüren diaspora ve örgütleri de bu politikaya tepki göstererek Türk dış po0litikasını yönlendirmeye çalışmıştır. Bu gruplar Kafkasya’daki siyasal durum geliştikçe Türkiye dış politikasında söz sahibi olmaya başlamış ve Türkiye içindeki kendi pozisyonunu yeniden yapılandırmaya başlamıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;Özellikle Türkiye AB üyesi olmaya çaba harcadıkça Türkiye çokkültürlülüğüne kendisini yönlendirmeye başlamış ve Türkiye siyaseti içinde de Sivil Toplum Kuruluşları siyasetin yönlendiricisi olarak öne çıkmaktadır. Bu doğrultusunda Kafkas diasporası ve derneklerinin etkileri ve sorumluluk alanı genişleyecektir, Böylece siyaset alanında daha etkin ve belirgin bir rol edinip kendi memleketi dışında kimliklerini korumaya çalışabilmeye yol açılmıştır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Artık Kafkasya’daki siyasi durumu, Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığı kısmen olsa da tanındığı gibi 1990 yıllara göre önemli derecede değişmiş ve Türkiye’nin geleneksel Gürcistan ve Rusya merkezli Kafkasya politikası da geçerliliğini artık yitirmeye başlamıştır. Türkiye’deki diaspora da bu durumu iyi anlamakta ve Türk dış politikasının eksik kısmını kendileri faaliyetlerde bulunarak doldurabildiği farkındadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Abhazya meselesi konusunda da Türkiye artık önceki dönem gibi Abhazya’yı tamamen yok sayamamaktadır ve Abhazya ile de yeni bir ilişkiyi aramaya başlamıştır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Türkiye’nin Abhazya’yla ilişkiyi aramaya başlamasını Rusya gibi başka faktörler de etkilemiş olabilir, Ama haritaya baktığında Abhazya sadece Gürcistan ve Rusya ile yan yanadır. Türkiye, Orta Asya veya Hazar Denizi’nden enerjiyi getirmek için şimdi enerji hatlarını sadece Azerbaycan, Gürcistan, Rusya ve İran’dan geçirebilmektedir. Enerji hatların Gürcistan’a dayalı durumdan kurtarılmak için Abhazya ya da Ermenistan’la ilişkiyi aramaya başladığını söyleyen fikirleri söyle eleştirebilir: Abhazya sadece Gürcistan ve Rusya ile yan yana olduğu için Abhazya’dan enerji hatlarını geçirirse de Gürcistan ya da Rusya toprağından geçirmek zorunda kalır. O zaman direk Rusya toprağı ya da Gürcistan toprağı üzerinden geçirmek ekonomik açısından daha uygundur ve Türkiye için Abhazya’nın jeopolitik ehemmiyeti azdır, böylece Abhazya ile ilişkileri aramaya başlamamak da Türkiye için aslında mümkündü. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Bundan dolayı Türkiye’nin Abhazya’yla ilişkileri aramaya başlaması konusunda Türkiye’deki Kuzey Kafkasya diasporası en etkin rol oynadığı söylenebilir. Davutoğlu’nun Tiflis’teki konuşmasında Abhazya meselesinin ‘’barışçıl şekilde’’ çözümlenmesini söylemesi de, arkada Kuzey Kafkasya diasporasının etkisi olduğunu gösterdiğini söylemek mümkündür ve yeni Abhazya politikasında diasporanın etkin rol oynadığı söylenebilir.Bu süreçte diaspora, Türkiye’nin yeni bir Abhazya politikasını yapılandırmak sürecinde önemli derecede katkıda bulunacaktır ve Türk dış politikasındaki Kafkas diasporanın etkisi daha büyüyeceği söylenebilir.*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Calibri; font-size: 14.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;KEISUKE WAKIZAKA&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Calibri; font-size: 14.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Calibri; font-size: 14.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;* Çalışmanın sonuç bölümüdür. Tamamını indirmek için&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.upload.gen.tr/d.php/s12/dqmz7yc2/keu2.pdf.html"&gt;tıklayınız&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1373785679382865448-6379207292198936353?l=tdpguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/feeds/6379207292198936353/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/turkiyedeki-kafkas-diasporasnn-abhazya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/6379207292198936353'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/6379207292198936353'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/turkiyedeki-kafkas-diasporasnn-abhazya.html' title='Türkiye’deki Kafkas Diasporasının Abhazya Meselesine Yaklaşımı ve Türk Dış Politikasına Etkisi'/><author><name>Fatih Fuat Tuncer-</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11404530739603038032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TF3lYGB76LI/AAAAAAAAAFg/h5HFJDOe5Nk/S220/DSC_0127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBv0gNFsppI/AAAAAAAAAE0/GRzePsLHdPQ/s72-c/gosteri-oset-abhaz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1373785679382865448.post-2070183095326975013</id><published>2010-06-18T15:22:00.000-07:00</published><updated>2010-06-18T15:24:02.613-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Azerbaycan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kafkasya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rusya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>KAFKASYA’DA İSTİKRAR PAKTI VE TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK YAKLAŞIMI</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBvx8pj256I/AAAAAAAAAEs/63DzsAWAMds/s1600/tayip_medvedev.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="230" src="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBvx8pj256I/AAAAAAAAAEs/63DzsAWAMds/s320/tayip_medvedev.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Eskiden beri Kafkasya’da çeşitli dinler, diller, kültürler yaşanmıştır ve uzun zamandır çatışma ve savaş içinde yaşanmıştır. Yakınlarda enerji kaynaklar, boru hatlar için geopolitik açısından Büyük güçlerin dikkatini çekmektedir ve onların bölgeye girdiği için durum daha karmaşık olmuştur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Özellikle soğuk savaş bittikten sonra yeni bağımsızlığı kazanan ülkeler ve bu ülkeleri etki sahasına almak isteyen bölgesel ve bölge dışı güçler arasındaki mücadele, Kafkasya’da güvenlik konusunda yeni parametreleri ortaya çıkardı. Rusya bölgede SSCB zamanındaki hegemon konumuna dönme çabası ve buna karşı yeni bağımsızlık kazanan ülkelerin egemenliklerini pekiştirme yönünde politikaları Kafkasya’daki toprak bütünlüğünü tehdit eden güvenlik sorunları ortaya çıkarmıştır. 11 Eylül sonrasında ABD gibi Batılı ülkelerin terörizme karşı mücadele amacıyla Kafkasya’da daha belirgin şekilde bölgede varlığını göstermesi, Kafkasya’daki güç mücadelesinde önceki parametreleri değiştirmiştir ve mücadele daha büyük olmuştur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;Türkiye, Kafkas halklarla uzun zamandır kültürler ve tarihleri paylaşmakta ve kendi güvenlik stratejisi açısından da Balkanlar ve Ortadoğu gibi önemli bölge olarak tanımlamaktadır. Rusya Kafkasya’daki tek kutuplu hegemonyayı isterken Türkiye Batı ülkeler, Rusya, KEİ gibi çeşitli ülkeler ve uluslararası örgütlerin açık şekilde katıldığı çok kutuplu ‘’Kafkas İstikrar Paktı’’nı istemektedir.&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Bu çalışmada, soğuk savaş sonrasında Kafkasya’daki güvenlik sorunları ve bunun üzerindeki bölgedeki güç mücadelelerini inceleyerek, 11 Eylül terör eyleminden sonra sorunlar nasıl geliştiği ve bölgedeki güçler arasındaki ilişkiler nasıl değiştiğini hakkında karşılaştırma yapılacaktır. Ayrıca Türkiye’nin Kafkasya’da bölgesel güç olarak nasıl dış politika uyguladığı ve bu süreçte gündeme getirilen ‘’Kafkas İstikrar Paktı’’ incelenmesi de çalışma konusudur.*&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px;"&gt;KEISUKE WAKIZAKA&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px;"&gt;* İlgili Çalışmanın giriş bölümüdür, tamamını indirmek için&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.upload.gen.tr/d.php/s12/3855zynp/keuseke1.pdf.html"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1373785679382865448-2070183095326975013?l=tdpguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/feeds/2070183095326975013/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/kafkasyada-istikrar-pakti-ve-turkiyenin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/2070183095326975013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/2070183095326975013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/kafkasyada-istikrar-pakti-ve-turkiyenin.html' title='KAFKASYA’DA İSTİKRAR PAKTI VE TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK YAKLAŞIMI'/><author><name>Fatih Fuat Tuncer-</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11404530739603038032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TF3lYGB76LI/AAAAAAAAAFg/h5HFJDOe5Nk/S220/DSC_0127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBvx8pj256I/AAAAAAAAAEs/63DzsAWAMds/s72-c/tayip_medvedev.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1373785679382865448.post-6463512558726893402</id><published>2010-06-16T04:02:00.000-07:00</published><updated>2010-06-16T04:11:09.638-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İlişkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İsrail'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gerginlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ortadoğu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Türkiye-İsrail İlişkileri ve Gerginlikler</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBivOaCCbYI/AAAAAAAAAEc/wOwHB28iMrc/s1600/isra.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBivOaCCbYI/AAAAAAAAAEc/wOwHB28iMrc/s320/isra.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="textbodyblack" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: 12pt; line-height: 150%;"&gt;1990’lı yılların ortalarından başlayan ikili ilişkiler, ilk 10 yıllık süreçte oldukça mesafe kat ettiğini söyleyebiliriz. Askeri ve ekonomik işbirliği bu süre zarfında önemli ölçüde ivme kazanmıştır. Hatta bu dönem içerisinde Türkiye ve İsrail’in “askeri pakt” görüntüsü verebilecek düzeyde bir işbirliğine girmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun yanında diğer birçok alanda da işbirliği söz konusu olup ikili ilişkilerde geniş ölçüde bir çeşitlenmenin olduğundan bahsedebiliriz. Bu ilişkiler 2000’li yıllarda birçok gerginliğe rağmen devam ettiği hususu dikkate değerdir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="textbodyblack" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: 12pt; line-height: 150%;"&gt;İki ülke arasındaki ilişkilerde sıkıntıya yol açan en önemli etmen bölgesel gelişmelerin ikili ilişkilere etki etmesidir. Bu gelişmelerin başında Filistin meselesi gelmektedir. 2000’li yıllarda İsrail’in dış politikasında tekrar sertlik yanlısı siyaseti benimsemesiyle, Ankara-Tel-Aviv ilişkileri pek çok kez gerilmiştir. Türkiye de bu bağlamda İsrail’e sert eleştirilerde bulunmuştur. Bu sert eleştiriler Arap kamuoyunda ilgi ile takip edildiğini belirtebiliriz. Ayrıca AKP hükümetinin sert eleştirilerini iç siyaset bağlamında da değerlendirmek mümkündür. Özellikle Yardım Gemisine Saldırı sonrasında Türk siyasetinde diğer partilerin de, özellikle Saadet Parti’sinin, bu konuya “talip” olması ve sahiplenmesi söz konusudur. Dolayısıyla Başbakanın açıklamaları Dışişleri Bakanının açıklamalarına göre daha serttir ve içerideki kamuoyunun taleplerine cevap verir niteliktedir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="textbodyblack" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: 12pt; line-height: 150%;"&gt;Diğer taraftan Türkiye’nin mevcut dengeler dâhilinde, Orta Doğu bölgesine yönelik artan siyasi ve ekonomik ilgisi ve bu bağlamda İran ve Suriye ile iyi ilişki kurma çabaları İsrail’in tepkisini çekmiştir. Türkiye ve İsrail’in, İran ve Suriye’ye karşı ortak tehdit algılamaları değişmektedir. 1990’lı yıllarda Kuzey Irak’taki Kürt iç savaşında farklı tarafları destekleyen Türkiye ve İran’ın, Kürt ayrılıkçılığı (PKK-PJAK) sorununda çıkarları da örtüşmektedir. PKK terör örgütünü desteklemeyi bırakan Suriye ile Ankara’nın geliştirdiği ilişkiler, aynı kapsamda İsrail’i tedirgin etmektedir. Varlığına yönelik bölgesel tehdidini, İran-Suriye-Hizbullah ekseni üzerinden hesaplayan İsrail, Ankara’nın Şam ve Tahran’la yakınlaşmasına tepki vermektedir. Dolayısıyla, Orta Doğu’daki siyasi dengeler açısından, 1990’lı yıllarda Türkiye-İsrail ilişkilerinin gelişmesini sağlayan şartlar, 2000’li yıllardaki bölgesel gelişmelerle büyük ölçüde kaybolmuştur. İki ülkenin, Suriye ve İran’dan algıladığı ortak tehdidin yerini, Şam ve Tahran’a yönelik farklı siyasi yaklaşımlar almıştır. İran’ın nükleer programı konusunda tedirgin olsa da, Türkiye’nin bu ülkeye yönelik bir saldırıyı protesto edeceği tahmin edilmektedir. Bu gelişmeler bağlamında Türkiye ve İsrail arasındaki siyasi ve diplomatik alanda ilişkiler, gerginlik-yumuşama-normalleşme-gerginlik döngüsü içerisinde seyretmiştir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="textbodyblack" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: 12pt; line-height: 150%;"&gt;Davutoğlu ikili ilişkilerin bundan sonra nasıl seyredeceği hususunda verdiği son demeç şöyledir: “Askeri anlaşmalar vs. konuları, Sayın Başbakanımızın başkanlığında yapılan zirvede de gündeme gelmiştir değişik fikirler. Biz bu konuları değerlendirmeye devam ediyoruz. Biraz da bu konuların bundan sonra nasıl bir seyir alacağı, İsrail'in tutumuna bağlıdır. İsrail uluslararası hukuk sınırları içine gelirse, uluslararası hukukun öngördüğü ve Birleşmiş Milletlerin talep ettiği komisyonun kurulmasına yeşil ışık yakar ve bu komisyonun soracağı soruları cevaplamaya hazırsa, tabii başka türlü seyredecek Türkiye-İsrail ilişkileri. Ama yok bunlardan kaçmaya devam ederlerse, Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesi söz konusu olmaz.”&amp;nbsp;Burada göz ardı edilmemesi gereken faktör uluslararası hukuk vurgusudur. Bu sayede İsrail’in geri adım atması amaçlanmakta ve bu sağlandığı ölçüde ilişkilerin normalleşebileceği öngörülmektedir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="textbodyblack" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: 12pt; line-height: 150%;"&gt;Bugün gelinen nokta itibariyle iki ülke arasındaki ilişkilerde, gerginlik olduğu bir gerçekliktir. Ancak iki ülke arasındaki geçen 10-15 yıllık süre zarfındaki ilişkiler ciddi öneme sahiptir ve tek bir olay bazında kopması zor gözükmektedir. Tüm gerginliklere rağmen ikili ilişkilerin düzelmesi ihtimal dairesindedir. Bu konuda İsrail’in takınacağı tutumun, ilişkilerin nasıl seyredeceği hususunda, kritik olduğunu söyleyebiliriz.*&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="textbodyblack" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="mso-element: footnote-list;"&gt;&lt;div id="ftn1" style="mso-element: footnote;"&gt;&lt;div class="MsoFootnoteText" style="margin-bottom: 6.0pt;"&gt;Fatih TAYLAN&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoFootnoteText" style="margin-bottom: 6.0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoFootnoteText" style="margin-bottom: 6.0pt;"&gt;*Çalışmanın sonuç bölümüdür tamamını indirmek için&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.upload.gen.tr/d.php/s12/pb4vyjbf/__srail.pdf.html"&gt;tıklayınız!&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1373785679382865448-6463512558726893402?l=tdpguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/feeds/6463512558726893402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/turkiye-israil-iliskileri-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/6463512558726893402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/6463512558726893402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/turkiye-israil-iliskileri-ve.html' title='Türkiye-İsrail İlişkileri ve Gerginlikler'/><author><name>Fatih Fuat Tuncer-</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11404530739603038032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TF3lYGB76LI/AAAAAAAAAFg/h5HFJDOe5Nk/S220/DSC_0127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBivOaCCbYI/AAAAAAAAAEc/wOwHB28iMrc/s72-c/isra.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1373785679382865448.post-5905282162562994645</id><published>2010-06-15T08:49:00.000-07:00</published><updated>2010-06-15T09:11:54.664-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bağlantısız Ülkeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bağlantısızlar Hareketi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kıbrıs'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AB'/><title type='text'>Türk Dış Politikasında Kıbrıs ve Bağlantısızlar Hareketi</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 45.0pt; text-align: justify; text-indent: 36.0pt;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBeg4_uFWCI/AAAAAAAAAEU/1gBw7arc40Q/s1600/ba%C4%9F.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBeg4_uFWCI/AAAAAAAAAEU/1gBw7arc40Q/s320/ba%C4%9F.jpg" width="305" /&gt;&lt;/a&gt;Türkiye’nin dış politikasında &amp;nbsp;değişim yaratan bir faktör olarak Kıbrıs sorunu özel bir öneme sahiptir. Kıbrıs sorunu ortaya çıkmadan önce, 2.Dünya savaşı sonrası oluşan Soğuk Savaş ve bloklar arası rekabet, Türkiye’nin bağımsız bir dış politika izlemesini engellemiştir. Örneğin Küba Füze Krizi,Jüpiter Füzesi tartışmaları ve Ortadoğu bölgesi ile politikalar, blok içi bir politika olarak değerlendirilmiş ve bağımsız bir dış politika stratejisi geliştirilememiştir. İşte tam bu noktada Kıbrıs sorunu oldukça önemlidir.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 45.0pt; text-align: justify; text-indent: 36.0pt;"&gt;Kıbrıs Sorunu’nun “Uluslararasılaşması”na koşut olarak, Türkiye daha önce bulunduğu blok içerisinde, Yunanistan ve İngiltere ile çözüm ararken, diğer ülkelerin de bu konuya müdahil olduğunu görmüştür. Burada blok dışı ülkeler ve örgütlerin önemi görülmüştür. Bağlantısızlar Hareketi de o dönem içerisinde, bu soruna müdahil olmuştur. Yine o dönemde Bağlantısızlar Hareketi’nin uluslararası toplum ve örgütlerde kazandığı önem söz konusudur. Özellikle Makarios’un da bu hareket içerisinde Kıbrıs adına yer alması ile; Türkiye, Bağlantısızlar Hareketi’nin uluslararası örgütlerdeki rol ve etkinlikleri ölçüsünde bu örgütü dikkate almak zorunda kalmıştır. Kıbrıs Sorunu bu hareket ile ilişkilerin konumunu değiştirmiş ve Türkiye dış politikasında bu hareket içerisinde yer alan ülkelere yer vermiştir.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 45.0pt; text-align: justify; text-indent: 36.0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 45.0pt; text-align: justify; text-indent: 36.0pt;"&gt;&amp;nbsp;Türkiye’nin Bağlantısızlar Hareketi’ne bakışını ilk dönem ağırlıklı değerlendirecek olursak, şu şekildedir: 1955’e kadar olan dönemde Türkiye bu ülkeleri görmezden gelmiş ve yok saymıştır. Hatta Menderes’in bu ülkelere yönelik olarak “taraf olmaz iseniz bertaraf olursunuz” sözü oldukça önemlidir. Menderes dönemindeki bu sert üslubun nedeni Ortadoğu’da yaşanan devrim süreçleri sonucunda, kuzeyden ve güneyden Sovyet çevrelenmesi ile karşılaşma korkusudur. 55-65 arası dönem ise bu ülkelerin önemli bir aktör olduklarını kanıtladıkları dönemdir. Özellikle Kıbrıs konusunda 64 yılında aldıkları kararla ve BM içerisinde ne kadar önemli bir güç olduklarını göstermişlerdir. 65-75 arası dönem ise Türkiye’nin bu ülkelerle ilişkilerini geliştirdiği dönemdir. Bu gelişmede Johnson mektubunun ve ABD ambargosunun çok önemli bir etkisi vardır. Türkiye’nin yalnızlaşma duygusu ile bu ülkelere olan bakış değişmiştir. 75’ten sonraki dönemde ise Bağlantısızların kendi içerisinde ayrıştıkları dönemdir. Soğuk Savaş’ın sonuna yaklaşılmış ve Mısır’ın Camp David sürecinden sonra İsrail’e bakışı değişmiş, Hindistan nükleer yarışa dahil olmuş ve Yugoslavya’nın dağılma sürecine girmesi ile hareket etkisini kaybetmiştir. En önemli liderlerin hareketin amacından uzaklaşması üzerine hareket etkisini ve gücünü giderek kaybetmiştir. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 45.0pt; text-align: justify; text-indent: 36.0pt;"&gt;Bugüne gelindiğinde ise Soğuk Savaş sona ermiş ve uluslararası aktörler de yeniden belirlenmiş ve bölgelere yönelik dış politika ağırlık kazanmıştır. Bağlantısızlar Hareketi ise 2000’li yıllara yeniden yapılanarak girmiştir. Ancak ortada artık sert bloklar arası savaş yoktur. Türkiye’nin bu harekete bakışı, artık dahil olduğu NATO ilkeleri çerçevesinde belirlenen ilkelere göre değil, çok yönlü ve bağımsız dış politika ilkelerine göre şekillenmektedir. Örneğin, Türkiye’nin çıkarları Balkanlar’da ABD ve NATO ile uyuşurken, İran ve Filistin ağırlıklı olmak üzere Ortadoğu’da ise uyuşmamakta ve çatışmaktadır. Artık uluslararası örgütlerden çok ülkelerin kendi dış politikaları önem kazanmıştır. Örneğin AB içerisinde hala, ortak bir dış politika oluşturulmaması üzerine tartışmalar sürmektedir. Bu durum Lizbon Antlaşması ile çözümlenmeye çalışılmış ancak Fransa ve İngiltere’nin BM Güvenlik Konseyi içerisindeki özel durumunu kaybetmek istememesi sonucu tam bir çözüme ulaşılamamıştır. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 45.0pt; text-align: justify; text-indent: 36.0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 45.0pt; text-align: justify; text-indent: 36.0pt;"&gt;Türkiye’nin Kıbrıs sorunu sebebiyle Bağlantısız Ülkeler ile geliştirdiği ilişkiler, çok yönlü dış politikaya geçişte çok özel bir yere sahiptir. Onun için bugün yaşanan gelişmeler, o dönemde yaşanan hayal kırıklıkları ve gelişmeler sebebi ile şekillenmeye başlamıştır. &amp;nbsp;Dış politika, artık iç politikaya da etki etmekte ve hükümetlerin politikayı bir bütün olarak ele almasında önem kazanmaktadır. Çünkü artık bölge ülkeleri ile izlenen ikili politikalar, ekonomiyi de yakından ilgilendirmektedir. Ekonominin iç politikada, hükümetler için ne kadar önemli olduğu düşünülürse çok yönlü dış politikanın günümüzde ne kadar önemli olduğu görülecektir.*&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 45.0pt; text-align: justify; text-indent: 36.0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 45.0pt; text-align: justify; text-indent: 36.0pt;"&gt;Fatih Fuat Tuncer&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 45.0pt; text-align: justify; text-indent: 36.0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 45.0pt; text-align: justify; text-indent: 36.0pt;"&gt;*Çalışmanın sonuç bölümüdür. Tamamını indirmek için&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.upload.gen.tr/d.php/s12/dr6ttzev/ba__lant__s__zlar.pdf.html"&gt;tıklayınız!&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1373785679382865448-5905282162562994645?l=tdpguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/feeds/5905282162562994645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/turk-ds-politikasnda-kbrs-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/5905282162562994645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/5905282162562994645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/turk-ds-politikasnda-kbrs-ve.html' title='Türk Dış Politikasında Kıbrıs ve Bağlantısızlar Hareketi'/><author><name>Fatih Fuat Tuncer-</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11404530739603038032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TF3lYGB76LI/AAAAAAAAAFg/h5HFJDOe5Nk/S220/DSC_0127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBeg4_uFWCI/AAAAAAAAAEU/1gBw7arc40Q/s72-c/ba%C4%9F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1373785679382865448.post-1134857040923162264</id><published>2010-06-15T08:15:00.000-07:00</published><updated>2010-06-15T08:23:13.137-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Azerbaycan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kafkasya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ermenistan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Türkiye-Ermenistan Protokollerine Giden Yol "Gürcistan Krizi ve Türk-Ermeni İlişkilerinin Değişimi"</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBeay0k35JI/AAAAAAAAAD0/YaOFPqhKhRA/s1600/t%C3%BCrk-ermenistan-333333333333.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="140" src="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBeay0k35JI/AAAAAAAAAD0/YaOFPqhKhRA/s200/t%C3%BCrk-ermenistan-333333333333.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Türkiye için Kafkas istikrarı sağlamak ve bütün komşularıyla iyi ilişkiyi tutmak AKP’nin dış politikasının amacı olarak tanımlanabilir ve diaspora meselesinin çözümü Türkiye için önemi taşımıştır. Ermenistan da Türkiye, Azerbaycan ile kendisi arasındaki sınırları kapalı olduğu için zor duruma düşmüştür. Özellikle Gürcistan krizinden sonra Ermenistan direk kendi müttefiki olan Rusya’ya giden yolu kaybetmiş oldu ve bu zor durumdan kurtarılmak için Ermenistan Türkiye’yle sınırını açmaya çaba harcamak zorunda kalmıştır. Türkiye de bütün komşularıyla iyi ilişkiyi tutmak için ve Gürcü krizinden sonra gözüken Kafkasya’daki Rusya tehdidini azaltmak için Ermenistan’la protokol imzalanmasını kabul etmiştir. Krizden sonra Gürcistan yolunun riskli olduğunu öğrenip başka yoluyu arama isteği de protokollere imzalamaya Türkiye’yi itmiştir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Fakat Türkiye içinde de Azerbaycan ile ilişkileri bozulmasına merak edip Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasına karşı çıkanlar epeyce yaşamakta ve Türkiye için Ermenistan jeopolitik önemini o kadar taşımadığı için gerçek olarak Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasına acil olarak ihtiyaç duymamaktadır. Gürcistan gerçekçi bir politikayı izlemeye başlayıp içindeki istikrarlığını tekrar kazanması da sınır açılmasının ertelemesine sebep olduğu söylenebilir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Gürcistan Krizi, özellikle Ermenistan’ı önemli derecede etkilemiş ve protokollerin imzalanması Ermenistan önerip Türkiye de kendi politikası için kabul ettiğini düşünülebilir. Ama Türkiye için çok tane alternatiflerin olması ve Azerbaycan ile ilişkilerinin bozulmasına merak edip Ermenistan sınırının açılmasına karşı çıkanlar Türkiye içinde epeyce yaşadığı için, Hatta ABD ve Avrupa ülkelerin ‘’Ermeni tasarımı’’nı kabul ettikleri için sınır açma konusunda Türkiye’yi zor duruma sokmuştur. Ermenistan da Türkiye’nin Karabağ sorununu şart olarak koymasına tepki gösterdi ve Türkiye-Ermenistan ilişkileri tekrar donmuştur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;Türkiye-Ermenistan arasında protokollerin imzalanma sürecinde Gürcistan Krizi’nin etkisi muhtemelen varmış, ama Ermenistan’a göre Türkiye’ye o kadar etki olmadığı söylenebilir.*&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Calibri; font-size: 14pt; line-height: 115%;"&gt;KEISUKE WAKIZAKA&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Calibri; font-size: 14pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Calibri; font-size: x-large;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 19px; line-height: 21px;"&gt;&lt;b&gt;* çalışmanın sonuç bölümüdür. Tamamını indirmek için&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.upload.gen.tr/d.php/s12/tfyg7ea7/t__rk_ermeni.pdf.html"&gt;tıklayın!&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Calibri; font-size: 14pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Calibri; font-size: 14pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1373785679382865448-1134857040923162264?l=tdpguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/feeds/1134857040923162264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/turkiye-ermenistan-protokollerine-giden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/1134857040923162264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/1134857040923162264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/turkiye-ermenistan-protokollerine-giden.html' title='Türkiye-Ermenistan Protokollerine Giden Yol &quot;Gürcistan Krizi ve Türk-Ermeni İlişkilerinin Değişimi&quot;'/><author><name>Fatih Fuat Tuncer-</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11404530739603038032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TF3lYGB76LI/AAAAAAAAAFg/h5HFJDOe5Nk/S220/DSC_0127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBeay0k35JI/AAAAAAAAAD0/YaOFPqhKhRA/s72-c/t%C3%BCrk-ermenistan-333333333333.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1373785679382865448.post-1267605027980588019</id><published>2010-06-15T08:09:00.000-07:00</published><updated>2010-06-15T08:25:15.157-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KEİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kafkasya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Karadeniz Ekonomik İşbirliği</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBebUuMnC7I/AAAAAAAAAD8/9PfI5u-HHYY/s1600/BSEC.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="133" src="http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBebUuMnC7I/AAAAAAAAAD8/9PfI5u-HHYY/s200/BSEC.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; KEİ, örgüt içinde çeşitli sorunlar taşımaktadır, özellikle KEİ üyesi olan Kafkas ülkelerdeki şiddetli çatışmalar KEİ’nin gelişmesini önemli derecede engellemektedir. Ama KEİ sadece ekonomik amaçla kurulmuş örgütü değil, üyeleri arasındaki sorunları çözümlemek de KEİ’nin amacıdır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;Özellikle Kafkasya’da barışı sağlamak için yapılabilecek en önemli öneriler şu şekilde sıralanabilir: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;1)Kafkasya’nın farklı ve çeşitli yapısının savaş yerine nasıl uzlaşma ve barış için kullanılabileceğinin yolları ararken gerek devletler gerekse sivil toplum, üniversiteler ve politikacılardan oluşan gruplar toplanarak fikirler ve projeler üretmelidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; 2)Kafkasya’daki ekonomik sorunlar, sosyal krizlere ve politik gerginliklere neden olmaktadır. Ekonominin gelişmesi için yatırım önemlidir ve savaş olan bölgelere yatırım gelmez ve sonuç olarak ekonomisi daha fenalaşır. Bölgedeki ekonomik sorunlar hakkında da tartışılıp proje üretilmesi önemlidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;3)Çatışmaların çözüm yolları aranırken potansiyel kriz noktalarda da çatışma çıkmamasına özen gösterilmelidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;4)Rus, ABD askeri üsleri ve statüleri konuları bölgede ciddi sorunlar ve bölünmeler yarattığından bu konuda hassas politika izlenmelidir ve gerginliklere sebebiyet olmamalıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;5)Kafkasya’da devletlerarası sürekli görüşme ve tartışma zemini sağlanmalıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Böyle bakarsak Kafkasya’daki ülkelerin hepsi KEİ üyesidir ve KEİ, Kafkasya’daki paydaşları bir araya getirerek uzlaşmaya zemin sağlanmak için uygun yer olarak tanımlanabilir. Ayrıca KEİ AB, BM ve AGİT gibi çok sayıda uluslararası örgütlerle işbirliği yaptığı için sorunları çözme sürecine açık şekilde gruplar, devletler ve örgütler katılma fırsatını sağlayabilir. KEİ gelişimini engelleyen faktörler bulunmakla birlikte bu örgütü kalıcılaştıracak unsurlar da vardır. Bundan ötürü Türkiye, özellikle Rusya’yı dışlamadan uluslararası örgütlerle uyumlulaştırıp kendi egemenliğini kurmaktan vazgeçirmek önemlidir. KEİ, Rus-Türk iki merkezli olduğundan iki ülke uyuşma içinde gelişebilir. KEİ içinde AB üyesi de bulunduğundan KEİP, uzun vadede EFTA’ya benzeyen bir serbest ticaret bölgesi olabilir ve Avrupa’daki güvenliğine katkıda bulunabilir.*&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="mso-element: footnote-list;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 16px; font-weight: bold;"&gt;Keisuke Wakizaka&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;*çalışmanın sonuç bölümüdür&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 16px; font-weight: bold;"&gt;çalışmanın tamamını indirmek için&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.upload.gen.tr/d.php/s12/54vzdk44/KE__.pdf.html"&gt;tıklayın!&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;hr size="1" style="text-align: justify;" width="33%" /&gt;&lt;div id="ftn1" style="mso-element: footnote;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Calibri; font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; line-height: 17px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1373785679382865448-1267605027980588019?l=tdpguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/feeds/1267605027980588019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/karadeniz-ekonomik-isbirligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/1267605027980588019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/1267605027980588019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/karadeniz-ekonomik-isbirligi.html' title='Karadeniz Ekonomik İşbirliği'/><author><name>Fatih Fuat Tuncer-</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11404530739603038032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TF3lYGB76LI/AAAAAAAAAFg/h5HFJDOe5Nk/S220/DSC_0127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBebUuMnC7I/AAAAAAAAAD8/9PfI5u-HHYY/s72-c/BSEC.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1373785679382865448.post-4106790582290686974</id><published>2010-06-09T19:14:00.000-07:00</published><updated>2010-06-15T08:26:58.873-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osmanlı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Arnavut'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prizren'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetçilik'/><title type='text'>Osmanlı’dan Bağımsızlığa Giden Süreçte Arnavut Milliyetçiliği</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBebshd6q2I/AAAAAAAAAEE/nlfET6qeXuw/s1600/sikender.gif" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBebshd6q2I/AAAAAAAAAEE/nlfET6qeXuw/s200/sikender.gif" width="143" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Tanzimat Fermanı’nın ilanı ile birlikte, Osmanlı devlet yapısı içersindeki geleneksel ayrıcalıklı konumlarını yitirilmesi endişesi ile başlayan Arnavut tepkisi, dönemin bölgesel ortamından da etkilenerek milliyetçi bir harekete dönüşmüştür. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;Özellikle diğer Balkan milliyetçilikleri karşısında kendilerini tehdit altında hisseden Arnavutlar, komşuların karşı sahip oldukları geleneksel ayrıcalıkların artık ortadan kalkmasının etkisi, özellikle Balkanlar’da yeni düzene karşı kurulan 1878 Prizren Birliği’nde ve 1902’de uygulamaya konulan Makedonya reformlarına karşı gelişen Arnavut tepkisinde belirgin olarak ortaya çıkmıştır. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;Çalışmanın en temel dayanak noktasını oluşturan Prizren Birliği’nin oluşumunda, her dinden ve kültürden gelen Arnavutların ortak bir mücadele fikri altında ilk kez bir araya gelmesi oldukça önemlidir. Ancak bu birliğin ilk toplantısına katılan beyler ve aşiret reisleri öncelikle kendilerinin çıkarlarını ön planda tutmuş ve hareket bir anda ulusal bir mücadele niteliği kazanamamıştır. Ayrıca yerel ve kişisel çıkarlarını temsil eden bu kişiler II. Abdulhamid’in merkeziyetçi ve bürokratik yönetimine rıza göstermese de Arnavutluk’un içerisinde bulunduğu sorunu tam hatları ile kavrayacak durumda değildirler. Bunun için de tek bir vilayet altında özerk yönetim meselesi çoğu yerel çıkarlarını ön planda tutan katılımcılar tarafından algılanamamıştır. Milliyetçi kesimin gündeme getirdiği özerklik amacı ise Prizren Birliği’ni yabancı devlet işgallerine ve İstanbul’un merkeziyetçi ve bürokratik yönetimine karşı örgütlenme hareketine yöneliktir. Ancak bu birlik içerisindeki yerel çıkarlarını ve sultana yakın olarak koruyabileceğine inanan beyler ve muhafazakar paşalar birliğin ortak bir siyasi projeye ulaşması önünde en önemli engeli oluşturmuştur. Bu da Osmanlı içerisinde milliyetçi hareketlere sıcak bakmayan ve özellikle bu akımın diğer Müslüman unsurlar içerisinde etkili olmasını istemeyen II. Abdulhamid’in işini kolaylaştırmış ve özerklik meselesi 1912’ye kadar ertelenebilmiştir. Yani II. Abdulhamid, Prizren Birliği’nin ortak milliyetçi harekete dönüşmesini etkisi altında tuttuğu Arnavut liderler aracılığı ile engellemiştir.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;Sultan’ın bu tavrı 1881 yılında Prizren Birliği’nin dağıtılması sonrasında da sürmüş ve kendi yandaşı konumundaki Arnavut liderleri sürekli destekleyerek ve ödüllendirerek ayrılıkçı harekete set çekmeye çalışmıştır. Sultanın bu başarısı çalışmada değindiğimiz 1897’deki İpek toplantısını da etkileyecek ve bu toplantının da ortak bir siyasi harekete dönüşmesi engellenecektir. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;II. Abdulhamid’in çalışmada değindiğimiz üzere izlediği Arnavut politikası1878 Berlin Kongresi’nde kararlaştırılan Makedonya Reformları konusunda da devam etmiştir. Bu reformlar Arnavutların tepkisini engellemek amacı ile olabildiğince engellenmiştir. Çünkü bu reformlar Müslüman ve Arnavutların da yoğun olarak yaşadığı Kosova bölgesini de içine almakta ve bu durum da Arnavutların büyük tepkisini çekmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;Bütün bu yaşananlara rağmen Makedonya’daki tansiyonun sürekli yüksek olması sonucunda büyük devletlerin isteği ile bazı reformlar yürürlüğe konulmuştur. Bunun sonucunda 2.Meşrutiyet’in ilanına kadar uzanan Arnavut tepkisi baş göstermiştir. Burada değinilmesi gereken nokta İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin çok iyi bir politika ile Arnavut rüzgarını arkasına almasıdır. İttihatçılar, hem Sultan’a dokunulmayacağı garantisi vererek muhafazakar Arnavut beyleri, hem de Jön Türk hareketine destek veren milliyetçi kesimi, yabancı müdahalesine karşı durulacağı ve kültürel haklar konusunda etkileyerek kendi taraflarına çekmişlerdir. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;İttihatçıların sonraki dönemde ise sözlerini tutmaması ve merkeziyetçi uygulamaya ağırlık vermeleri Arnavut hareketinin bir bütün oluşturmasın da etkili olmuştur. Burada değinilmesi gereken bir nokta Tanzimat sonrası dönemde hem Sultan’ın yönetiminde hem de İttihat ve Terakki yönetiminde Arnavutların bütünü ile memnun olmamasıdır. Zira Arnavutlar Sultan tarafından diğer sınır meseleleri için kullanılmıştır. Aynı şekilde İttihatçılar da Arnavutları 2. Meşrutiyet’in ilanı ve kendi otoritelerini kurmak için kullanmış ve sonrasında Arnavutları hayal kırıklığına uğratmışlardır. Yine İttihatçıların milliyetçileri kontrol altına tutmak adına yaptıkları uygulamalar ve muhafazakar paşaları Arnavutça eğitime karşı kışkırtmaları, milliyetçi eğilimin tekrar güçlenmesinde etkili olmuştur. Yani İttihatçıların kurmuş olduğu anayasal meşruti yönetim Arnavutların beklentilerini karşılamamıştır. Ayrıca 31 Mart Vakası’ndan sonra İttihatçıların Arnavutlara karşı giriştiği otoriter tutum, sonrasında yaşanacak olan Trablusgarb ve çıkması muhtemel Balkan savaşlarının getirdiği psikolojik ortam ile birleşmiş; bütün bunların etkisi altında Arnavut hareketi ayrılıkçı ve ulusçu harekete dönüşmüştür.&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: 12pt;"&gt;Sonuç olarak Arnavut milliyetçiliğinin İslami kesim tarafından yapılan tam anlamı ile Türklere karşı olmadığı önermesi çok da doğru değildir. Arnavut milliyetçiliğinin kesinlikle diğer Balkan milliyetçiliklerine tepki olarak doğduğu doğrudur. Ancak bu milliyetçilik hareketinin ayrılıkçı bir harekete dönüşmesinde hiç kuşkusuz ki İstanbul’un payı büyüktür.*&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: 12pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: 12pt;"&gt;Fatih Fuat Tuncer&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: 12pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: 12pt;"&gt;Çalışmanın Sonuç Bölümüdür.&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=794LD1OV"&gt;Çalışmayı pdf formatında indir!&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1373785679382865448-4106790582290686974?l=tdpguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/feeds/4106790582290686974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/osmanldan-bagmszlga-giden-surecte.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/4106790582290686974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/4106790582290686974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/osmanldan-bagmszlga-giden-surecte.html' title='Osmanlı’dan Bağımsızlığa Giden Süreçte Arnavut Milliyetçiliği'/><author><name>Fatih Fuat Tuncer-</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11404530739603038032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TF3lYGB76LI/AAAAAAAAAFg/h5HFJDOe5Nk/S220/DSC_0127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBebshd6q2I/AAAAAAAAAEE/nlfET6qeXuw/s72-c/sikender.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1373785679382865448.post-5308912221848765639</id><published>2010-06-09T19:03:00.000-07:00</published><updated>2010-06-15T08:30:36.698-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Balkanlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yeni Osmanlıcılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Davutoğlu'/><title type='text'>Ahmet Davutoğlu Diplomasisinde Balkanlar ve Balkanlar'da Yeni Osmanlıcılık Tartışmaları</title><content type='html'>&lt;div style="line-height: 150%; margin-bottom: 6.0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBecCX8ltWI/AAAAAAAAAEM/ppAY8fNe64E/s1600/balkanlar_davutoglu_sirp_bosna_hersek.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="211" src="http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBecCX8ltWI/AAAAAAAAAEM/ppAY8fNe64E/s320/balkanlar_davutoglu_sirp_bosna_hersek.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Balkanlar, Soğuk Savaş sonrası dönemde Avrupa-Atlantik aktörleri ve yapıları tarafından biçimlendirilmiş ve yapılandırılmıştır. Türkiye’nin bu aktörlerin dışına çıkarak bölgeye yönelik kendi politikasını oluşturduğunu söyleyebilmek pek mümkün değildir. Dış politika ile ilgili birçok yazar, “eksen kayması” ve “yeni Osmanlıcılık” gibi konuları tartışsa da söz konusu diğer büyük aktörlerin bu tartışmaya ne oranda etki ettiklerini gözden kaçırıyor gibi görünmektedirler. Çünkü Balkanlar’da ve Ortadoğu’da mevcut olan ABD ve NATO nüfuzunun Türkiye’nin bu bölgelerdeki manevra kabiliyetine ne ölçüde etkili olduğuna değinilmeden “yeni küresel güç Türkiye” ve “eksen değişti” gibi çıkarımlara varmak çok doğru görünmemektedir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 150%; margin-bottom: 6.0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Türk dış politikasının temel amacı bugüne kadar Balkanlar’daki Türk ve Müslüman azınlığın haklarını korumak ve bu azınlıkların içerisinde yer aldığı bölge devletleri ile bu konuda iyi ilişkiler geliştirmek olmuştur. Ancak Yugoslavya’nı dağılmasından sonra ve Arnavutluk, Romanya ve Bulgaristan’daki rejim değişiklerinden sonra Türkiye’nin bölgeye ilgisi farklı bir düzleme kaymıştır. Genel olarak, küresel düzlemde uyum, bölgesel düzlemde ise aktif olma stratejisi orta ölçekli güçlerin genel özelliklerindendir. Yani Türkiye, NATO üyesi ve AB aday ülkesi olarak küresel düzlemde uyum göstermekte ve Balkanlar’a yönelik politikalar geliştirerek de bölgesel düzlemde aktif olmaya çalışmaktadır. İşte tam bu noktada “Balkanlar’a yönelik politika” konusunda Davutoğlu’nun bölgeye bakış açısı ve söylemleri önem kazanmaktadır. Yani Davutoğlu’nun bölgeye yönelik oynayacağı kartlar “tarihsel miras”, “eski dostlar” ve “yapıcı dost ülke” kartlarıdır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 150%; margin-bottom: 6.0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Davutoğlu’nun yapmaya çalıştığı dış politikaya dini bir omurga eklemeye çalışmaktan çok, bölgede Türkiye’nin çıkarlarının nasıl temin edilebileceğini anlamaya çalışmaktır. Yani Davutoğlu Dışişleri Bakanı olmadan önceki yazılarında ve konuşmalarında Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya gibi bölgelere daha çok din ağırlıklı bir bakış getirmeye çalışsa da, Dışişleri Bakanı olduktan sonra küresel aktörleri de göz önüne almak zorunda olmuş ve bölgedeki diğer Müslüman olmayan aktörlere de hitap etme gereği hissetmiştir. İşte bunun için de “Osmanlı döneminde bir arada barış içinde yaşadık” cümlesi Davutoğlu tarafından sıkça kullanılmaktadır. Son yirmi yılda Balkanlar’da yaşanan gelişmeleri göz önüne aldığımızda Davutoğlu’nun yaptığı Osmanlı vurguları çok da mantıksız değildir. Çünkü Davutoğlu’nun çabası biraz da ortak noktalar üzerinden aktif politika izleyebilmek gibi görünmektedir. Örneğin Bosna savaşından sonra Dayton sürecinde kendisine yer bulamayan Türkiye bugün, Sırbistan ve Bosna arasındaki görüşmelerde en aktif rolü üstlenmektedir. Davutoğlu her iki ülke için de Osmanlı dönemine atıflar yaparak, “ortak kültür” ve “kardeşlik” vurgusu yapmaktadır. Davutoğlu kesinlikle başarılı bir Dışişleri Bakanı’dır. Çünkü uluslararası ilişkiler, durgunluk kaldırmaz ve her zaman aktiftir. Davutoğlu hem tek parti iktidarının gücünü arkasına alarak hem de olabilecek iç politika tartışmalarına hiç girmeden ve bunun sonucunda muhalefet tarafından çok büyük bir eleştiri görmeden bölgede aktif bir politika izlemektedir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 150%; margin-bottom: 6.0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Davutoğlu’nun yaptıklarının Balkanlar’da nasıl algılandığı ise bir diğer tartışılması gereken konudur. Evet, bu çabalar bugün bölgede Türkiye’ye gerek ekonomik gerekse siyasi olarak birçok avantaj sağlamıştır. Ancak bölgede milliyetçilik hala çok sıcaktır ve bu milliyetçilikler büyük ölçüde “anti-Türk” ve “anti-Osmanlı” imajından beslenmektedir. Onun içindir ki “Davutoğlu diplomasisi” bugün Balkanlar’da “Yeni Osmanlıcılık” tartışmalarını doğurmuştur. Örneğin Davutoğlu tarafından Azerbaycan’a benzetilen Arnavutluk’un başkenti Tiran’ın meydanında Osmanlı’ya isyanın simgesi olmuş İskender Bey’in heykeli yükselmekte ve İskender Bey ülkenin en büyük kahramanı olarak görülmektedir. Bu durum, Arnavutluk boyutundan çıkıp Yunanistan ve Sırbistan gibi daha çok “anti-Türk”, “anti-Osmanlı” ve “anti-İslam” imajından milliyetçiliğini besleyen ülkeler boyutuna geçildiğinde daha karmaşık bir hal almaktadır. Onun için bu konuda Davutoğlu söyleminin kat etmesi gereken daha uzun bir yol vardır. İşte tam bu noktada iktidar değiştiği zaman değişecek olan Dışişleri Bakanı’nın bölgeye uyguladığı politikalar ne olacaktır sorusu gündeme gelmektedir. Unutmamak gerekir ki Türk dış politikası değişiklikten çok devamlılık içermektedir. Dış politika ülkenin çıkarına göre şekillendiği için ve şu an Balkanlar’a yönelik dış politikanın Türkiye lehine olduğu göz önüne alınırsa bu politika, eğer Balkanlar’da yeni bir savaş söz konusu olmaz ise yeni bir Dışişleri Bakanı ile de devam edecektir.*&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Fatih Fuat Tuncer&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 150%; margin-bottom: 6.0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;* İlgili çalışmanın sonuç bölümüdür.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 150%; margin-bottom: 6.0pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; line-height: 22px;"&gt;İlgili Çalışmayı&amp;nbsp;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; line-height: normal;"&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=8QW218N3"&gt;pdf formatında indir!&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1373785679382865448-5308912221848765639?l=tdpguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/feeds/5308912221848765639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/ahmet-davutoglu-diplomasisinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/5308912221848765639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1373785679382865448/posts/default/5308912221848765639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tdpguncesi.blogspot.com/2010/06/ahmet-davutoglu-diplomasisinde.html' title='Ahmet Davutoğlu Diplomasisinde Balkanlar ve Balkanlar&apos;da Yeni Osmanlıcılık Tartışmaları'/><author><name>Fatih Fuat Tuncer-</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11404530739603038032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TF3lYGB76LI/AAAAAAAAAFg/h5HFJDOe5Nk/S220/DSC_0127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_h1uOViPLBps/TBecCX8ltWI/AAAAAAAAAEM/ppAY8fNe64E/s72-c/balkanlar_davutoglu_sirp_bosna_hersek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
